SERZENİŞLER (III)
Ihanet yagmurunda
Islandik birer birer
Simdi yorgun düslerimiz
Yalniziz yalniz
Aynalarda unuttuk
Geçmisin izlerini
Kirik dökük her aninda
Kalmisiz yalniz
Böyle mi olmaliydi
Bembeyaz türkülerle
Baglandigimiz bu hayat
Böyle mi yalniz
Söz – Müzik : Nurettin Rençber
Serzenişler (III)
Islandım.
Unutuldum.
Yalnızım.
İhanet yağmurları başladığında vişne rengi çadırın altında ıslanmadık bir tek kelime kalmamıştı. Düşlerini çadırın tavanındaki küçük delikten sızan bir tutan güneşe asan çingene, üstü başı yağan ihanetin kirini yüklenmişken usulca terketti seyyahın hikayelerini. Kara adımlarıyla ayrı kaldığı karanlığına koşturan çingenenin, uyandırdığı baykuşun çığlığı, yalan hayalleri, çatırdıyan kalelerinden süzülen ışıltıyı kapladığında vakit artık çok geç olmuştu. Mutluluk heybesini kuşanan seyyahın çıktığı yolda söylencelerinin en alımlı hikayesiydi artık çingene. Baykuşun gözlerinin gördüğü vakitlerde gözyaşlarını saklayan,ihanetin tutsağıydı artık o.
Unutulan aynaların sildiği geçmişin izlerinde hayallerine ip atlamayı ögreten bir garip adamın hikayesi dolaşır olmuştu bu diyarda seyyahın geçtiği yollarda. Kırık dökük anların kaçak vagonlarında göz yumulan, biletsiz yolcuların ardına bakmadan çıktıkları yolculuklarda eğlencelere katılan, vişne rengi çadırın yalnız kalmışlarının bu hikayesi uzayan geceleri süslemekteydi artık. Kara bir günün seherinde ölümle yüzleşene kadar, çingenenin sevdiğinin ölümünü düşünmesi, ölüm anından daha çok acı veriyordu hala yıkılmamak için direnen yüreğine. Üzerine küçüğün avuçlarından dökülen ayrılık yorganını örten çingene, küçüğün yalanlarını bastıaran yağmur yerine karanlık dünyasına ihaneti doldurduğundan beri terketti vişne rengi çadırın dinleyicileri bu hikayeyi.
Söyle ey seyyah, böyle nefretini kucaklayarak hikayelerinin acımasız keskinliğinde parçalanan aynanın sırrı dökülürken gecenin karanlığında vişne rengi çadırdan sızan yıldızları hiç mi görmedi nan-kör dilin. Kırpılıp düşerken kan gölünün orta yerine yalansız cümlelerim hiç mi dile gelmez oldu düşlerinin sahte kahramanları. Ey yalanlarına bürünmüş seyyah ; Sen ıssız yollarında yürümeye devam et daha fazla hikayelerinde eğlenme bu garip cingeneyle.
Nasıl olsa herşey bir düş-tü. Uyandı garip çingene..
...
Tevfik YAZICILAR
Unutulan aynaların sildiği geçmişin izlerinde hayallerine ip atlamayı ögreten bir garip adamın hikayesi dolaşır olmuştu bu diyarda seyyahın geçtiği yollarda. Kırık dökük anların kaçak vagonlarında göz yumulan, biletsiz yolcuların ardına bakmadan çıktıkları yolculuklarda eğlencelere katılan, vişne rengi çadırın yalnız kalmışlarının bu hikayesi uzayan geceleri süslemekteydi artık. Kara bir günün seherinde ölümle yüzleşene kadar, çingenenin sevdiğinin ölümünü düşünmesi, ölüm anından daha çok acı veriyordu hala yıkılmamak için direnen yüreğine. Üzerine küçüğün avuçlarından dökülen ayrılık yorganını örten çingene, küçüğün yalanlarını bastıaran yağmur yerine karanlık dünyasına ihaneti doldurduğundan beri terketti vişne rengi çadırın dinleyicileri bu hikayeyi.
Söyle ey seyyah, böyle nefretini kucaklayarak hikayelerinin acımasız keskinliğinde parçalanan aynanın sırrı dökülürken gecenin karanlığında vişne rengi çadırdan sızan yıldızları hiç mi görmedi nan-kör dilin. Kırpılıp düşerken kan gölünün orta yerine yalansız cümlelerim hiç mi dile gelmez oldu düşlerinin sahte kahramanları. Ey yalanlarına bürünmüş seyyah ; Sen ıssız yollarında yürümeye devam et daha fazla hikayelerinde eğlenme bu garip cingeneyle.
Nasıl olsa herşey bir düş-tü. Uyandı garip çingene..
...
Tevfik YAZICILAR









AKP 'li Devlet Bakanı 

Yorumlar