ALANUR II
Söz bitti… ve sukut başladı konuşmaya…
Boyacı çocuğun sandığındaki siyahın insanların yüzlerindeki karadan daha az olduğu bir memlekette sözün yerini sukut aldı… Ahşap evlerin yerini alan beton yığınları nerden bilebilirdi ki konuşmayı, sıcaklığı. Camlardan sarkan begonyaların, sardunyaların dili lal olmuştu artık. Köşelerde kendine yer bulmaya çalışan birkaç saksının sesini duyabilen kaldı mı acaba ? Bir sıcak çay sohbetinde başlayan gündelik hikayelerin figüranları nerdesiniz sizler ? Karanlıklar maskesini takmış cepkenlerinde sözleri , anlatacak daha çok hayalleri olan sizler…
Hala karanlıklara inat beyazını sunamasa da grilerin olduğunu anlatan adamı görmediniz mi yoksa… Şu boyacı çocuğun uçurtmasının kuyruğundan hayata bağlanan o adamı… Gözlerinde tebessüm karanlıkları aydınlatan bir hikayeydi belki de O… Kaldırımlarda betona inat fışkıran bir papatyanın yalnızlığında selam vermişti dünyaya. Dünyanın bakışları üstünde imrenilerek, beğenilerek bir hoyrat el tarafından iyi ve güzel adına ne varsa düşünülerek kopartılana dek…
Kasımpaşa da bir yetim çocuğun hıçkırıklarında, Karagümrükte bir çingenenin yitirdiği güven duygusunda, pera da kalabalıkların içinde yapayalnız kalan yaşlı yüreklerin gözyaşlarında hep o adamın özlemi… Gel artık, gel ki dinsin hançerin tükenmez ızdırabı. Gülsün yine boyacı çocuğun hayata güvenen o gül yüzü… bırakma bizi ey meçhul adam, karanlığımızla, suskunluğumuzla…
Ve söz bitti…umutlar yüklenerek gözbebeklerine…
Tevfik YAZICILAR









AKP 'li Devlet Bakanı 

Yorumlar