İSTANBUL’DA 2 GÜN
İstanbul bir dünya başkentidir. Aslında İstanbul’u gezmek için 2 güne neyi ne kadar sığdırabilirim açıkçası bilemiyorum. İstanbul’u iki günde gezmek istiyorsanız Öncelikle tercihlerinizi iyi yapmalısınız. Örneğin denize mi yakın olmak istersiniz, tabiata mı, yoksa müzeleri tercih edersiniz, kültürel alanları mı ayrımını yapmalısınız kendinize.
Size kısa birkaç güzergah çizebilirim ama baştan söyleyeyim ben bunları gerçekleştirmeyi iki güne sığdıramam.
Önce bir Sur içi güzergahı sunayım isterseniz Eminönü çıkışlı.
Eminönü’nde öncelikle Büyük Postaneyi görebilirsiniz ve hemen alt tarafında bulunan İş Bankasının Sanat Müzesini inceleyebilirsiniz ardından Eminönü Tren istasyonuna bir selam verir ve önünüze gelen Tramvay yolunu takip ederek Gülhane parkına kadar olan yol üzerinde tarihe bir göz süzebilirsiniz. Gülhane Parkının kapıları size açıldığında ister içersine girer kısa bir yürüyüş ardından içersinde barındırdığı İslam Eserleri Müzesini ziyaret edebilirsiniz. Parkı sonuna kadar yürüyelim derseniz sonunda deniz ihtişamıyla size görünür. Bir deniz havası alıp geri geldiğinizde size iki seçenek sunabilirim.
Gülhane çıkışında hemen sola kıvrılan dar yoldan tırmanarak Eski İstanbul Cumbalı evlerinin restorasyon görmüş güzelim görüntülerini inceler yol üstünde İstanbul Kütüphanesine uğrar ve yol bitiminde Topkapı Sarayının giriş kapısına gelebilirsiniz.
Yada Gülhane çıkında yolun karşısına geçer Çocuk Sulh Mahkemesinin yanından yürür ve İstanbul Valilik binasının yan duvarlarını takip ederek Cağaloğlu yokuşunu görebilirsiniz. Matbaanın ve basının en gözde mekanı olan Cağaloğlu yokuşundan bir miktar yukarı doğu tırmanır ve yeniden sola dönerek Sultanahmet Meydanına çıkabilirsiniz. Meydan ve Topkapı sarayı girişi birbirini tamamlar. yani her iki seçenek de sizi karşılaştıracaktır.
İşte bu noktada iş çetrefilleşir. Topkapı Sarayını görmek isterseniz, harem kısmı ve hazine kısmı hariç 1 günde gezseniz bitmez. Ama sıkıştırıp hızlı bir tur derseniz 3 saat gider. Topkapı Sarayı yanında Ayasofya Camii ve yeni açılan Ayasofya Camii yanındaki Padişah Türbeleri gezmeniz gereken bir diğer alan olacaktır. Buraları bitirebilirseniz şayet Sultanahmet Camii görkemli 6 minaresi ile sizi buyur edecektir içeri. Camii önündeki Alman çeşmesini, Mısırdan getirilen dikilitaşı, yılanlı taşı gördükten sonra yeniden tramvay yoluna dönecek olursanız karşınızda milyon taşını görürsünüz. Milyon taşı sırtını Yerebatan sarayına vermiştir. Bir kısa turda Yerebatan sarayında yapılır.
Sultanahmet meydanı bu şekilde tamamlandıktan sonra tramvay yolunda Beyazıt’a doğru yürünmeye devam edilir.
Önce yolun sağında Türk Ocağı dikkatinizi çeker. Bahçesinde Abdulhamid Hanın kabrini barındıran ve şuan nargile salonu olarak hizmet veren Türk Ocağını geçerek yola devam ettiğinizde yine yolun sağında Çemberlitaş ile karşılaşırsınız. Çemberlerinin tadilatı bir türlü bitmeyen yapıdan ilerlemeye devam ederseniz yolun solunda Birlik Vakfının yerini görürsünüz. Akıncıların kapatılması sonrası kurulan Birlik vakfı hala aynı yerde hizmete devam ediyor. Az daha devam ederseniz sağda İlesam yada diğer adı ile Balkan Türkleri Derneği ile yan yana gelirsiniz. Dernek yazdığına, balkanlardan bahsettiğine bakmayın günümüzde sadece nargile kafedir. Az bir yürüyüş daha yaparsanız yolun sağında Çorlulu Ali Paşa Medresesi çıkar karşınıza. Medresesi kalmamış tabiiki. Çorlulu Nargile. İşte burada durup bir nargile içebilirsiniz, tabii gerçek bir nargile severseniz. Aromalı nargilelere benzemez nargilesi, içiciler içindir yani.
Ardından Eylem Meydanı çıkar karşınıza. Gözyaşlarının çelikten yumruklara dönüştüğü, dönüşüp dönekleşen, mücahitlikten mütahitliğe yol alan AKP ve türdeşlerinin dahi geçmişte yanı başımızda saf aldıkları, zulme karşı haykırışın sembolü olan Beyazıt Meydanı. Başörtüsü zincirlerini kuran, Mescidi Aksaya taş değse feryatlarını dünyaya duyuran, Şeriat isteriz diye yan yana duran yüreklerin yıkadığı Beyazıt Camiinin bahçesine ulaşmadan sağda Kapalıçarşı’nın girişini görürsünüz.
Kapalıçarşı’da şöyle küçük bir ziyaret yapabilir ardından hemen Beyazıt Camii ile arasında kalan Sahafları ziyaret eder ve bir iki kitap alabilirsiniz. Sahafların içinden geçer ve Camii avlusuna çıkarsanız sizi bit pazarı selamlayacaktır. Saatler ve tespihlerin sıra sıra dizildiği bahçedeki bu küçük bit pazarından sonra Camiyi ziyaret eder ve yine bir yol ayrımına gelebilirsiniz.
Beyazıt’tan tramvay yolunu tutup aşağıya Aksaray’a inebilir, Aksaray’dan sola Yenikapı sahile ve balık haline gidebilir yada Aksaray’dan sağa Metroya ulaşarak metro aracılığıyla AVM leri ziyaret edebilirsiniz. Olmadı tramvaya biner Topkapı’ya ulaşır orada da 1453 müzesinde İstanbul’u Fetheden Fatih Sultan Mehmed’i Yanınızdaymış gibi hissedebilirsiz.
Beyazıt’tan diğer bir ayrım ise Aksaray’a gitmek yerine meydandan sağa döner Veznecilere geçer ve farklı bir güzergah takip edebilirsiniz.
Veznecilerde Direkler arasını görür ister sağa döner doğru Süleymaniye’ye yol alabilirsiniz. Süleymaniye’nin bahçesinde Meşhur Kurufasülyeci de bir kuru pilav piyaz cacık yer ardından da Süleymaniye’nin yanı başında bulunan Lale Bahçesinde bir nargile molası verebilirsiniz.
Yok biz Direklerarası’ndan Süleymaniye’ye dönmek istemeyiz derseniz yolunuza devam eder solda İstanbul Büyükşehir belediyesini görür sağda tarihi kemerleri temaşa eder Kemerlerin sağında Büyükşehir Tiyatrolarını ve hemen arka sokağında Vefa Bozacısını görüp bir boza içebilirsiniz. Eğer açıktık derseniz kemerlerin altından karşıya geçer ve Kadınpazarı denen bölgede bir büryan yanında da perde pilavı yiyebilirsiniz.
Ardından Kadınpazarın’dan Fatih Camiine doğru yol alır, yol üstünde IHH nın genel merkezini görebilirsiniz. Fatih Camii önünüze çıktığında Camii avlusunda arka çıkışında yer alan Şehit Metin Yüksel'in şahadet şerbetini içtiği ve yıl şahadet yıldönümünde yeniden kırmızıya boyanan taşı görürsünüz.
Fatih Camiinden devam edecek olursak, bir otobüse binerek Edirnekapı’ya ulaşılır ve burada da Kariye Camii ziyaret edilir. Burada 1 güne sığacak bir başka program çıkar karşınıza. Caminin haziresinde defnedilmiş olan bir Sahabe ile başlayan ziyaret programınız aşağıya Eyüp e inene kadar 23 Sahabe Kabri ile buluşturur sizi. Tekfur Sarayı ve 3-5 de kilise yol üzerinde size eşlik eder. Aşağı inip denizle karşılaştığınızda iki seçenek sizi bekler.
Sola dönüp ilerleyecek olursanız Eyüp Sultan Cami ve Eyüp Kabristanı, ardından Piyerloti tepesi sizi bekler.Eğer sağa dönecek olursanız bir eski İstanbul Balat kapılarını size açar. Cumbalı evler, sokaklarda karşılıklı evden eve çamaşır ipleri, sokaklarda yalınayak sümüklüleri ile balattan Cankurtarana ve oradan da Eminönün'’ e çıkış noktasına ulaşabilirsiniz..
Yok biz bu tarafı değil de Sur dışını yani Eminönü’nden Karaköy-Tophane-Dolmabahçe- Beşiktaş-Ortaköy hattını merak ediyoruz diyorsanız o farklı bir İstanbul sunar sizlere.
Birde Taksim ve Kasımpaşa kısmı var yada Taksimden Mecidiyeköy/ Feriköy hattında yapılacak bir gezi de olabilir.
Hatta Bakırköy- Yeşilköy- Florya güzergahı da yeşili ve doğayı görmek isteyenlere önerilebilir.
Eminönü’nden bir boğaz turu yapalım derseniz 2 saatinizi ayırmalısınız. Yada boğaz turu değil de Üsküdar turu yapılabilir. Üsküdar da ziyaret edilecek mahalde o kadar çok ki. sağa dönüp salacaktan salınıp kız kulesine göz kırpabilir, sola dönüp Fethi Paşa korusuna tırmanarak yeşillikler arasında boğazı seyredebilir gemiden inince düz karşıya ilerleyerek Aziz Mahmut Hüdayi ( Hz ) ziyaret te edebilirsiniz.
Kadıköy’de modayı, Emirgan’da doğayı, Yıldız Köşkünde asaleti, Silivrikapı’da keşmekeşi de görebilirsiniz. Bu İstanbul ki her ziyaretçisine ayrı bir dünya sunar yeter ki İstanbul’a ne yandan bakmak istediğinize karar verin.
Selam sevgi ve dua ile...
Tevfik YAZICILAR
16/03/2010









AKP 'li Devlet Bakanı 

Yorumlar