ŞAİRİN KANMADIĞI ÇEŞME-İ CAN
Divan şiiri deryasına daldırıp kalemimizi, şairin -aşığın- gözünden sevgiliye baktığımızda en çok tasvir edilen temlerin başında sevgilinin dudağının bulunmakta olduğunu görüyoruz. Sevgilinin her uzvu gibi dudağı da aşığı şevklendiren, ümitsizliğe sevk eden, hayale daldıran, usandıran, uslandıran bir parçası; en önemlisi Asıl’ın gölgesi, onun ateşi ve suyudur.Sevgili dudağı-lebi- “ zerre, gonce, nokta, mahrem, hiç, la’l, sır, serab, rü’ya, ma’na…” gibi teşbihlerle anlatılan bir imkânsızdır.
Şair sevgilinin dudağını öyle tasavvur eder ki, o erişilmesi imkânsız bir vuslat; şaire hayat bağışlayacak bir ab-ı hayattır; Mesiha-demdir; şair hayatın çemberinde dolaşır, ancak hayat kaynağından yudumlamak istemez. Vuslatın kendisi, vuslatın hayalinden daha lezzetli değildir.
Sevgilinin dudağında taşıdığı ab-ı hayat, tılsımını tadılana kadar korur; merhemini sunmaya başlayınca tılsımı kaybolan bir çiçek gibi siyaha çalar ömrü. “Güzelim, o ateşli şaraplarını ağız ağız sunma; bu güzel namını yaman eyleme!”* der aşık:
Akîk-i lâlini sunma dehân dehân güzelim
Bu yahşı nâmını etme yamân yamân güzelim*
Bu yahşı nâmını etme yamân yamân güzelim*
Sevgili bazen, dudak kadehinden ağyara şarap sunup, aşığını acıların, ıstırabların en derin kuyusuna atar.
“Nedendir bu âşık dururken, düşmanına o la’li akıtmak? Bu zayıf aşığın katline böyle karar vermek nedendir?”*
Ben dururken gayriye lâ’lün revân vermek neden
Katline ben nâ-tüvânın böyle cân vermek neden*
Katline ben nâ-tüvânın böyle cân vermek neden*
Bazı zaman ki, gönül yarasının merhemidir, dermanıdır; eğer derman olmak dilemezse sevgili işte o an ölmüştür âşık.
Eylesin lâ’linin dermân dil-i bîmâre meded
Dostlar işte ben öldüm bana bir çâre meded (Bâkî)
Dostlar işte ben öldüm bana bir çâre meded (Bâkî)
Dudakları hep alıp hiç vermeyen daima kana benzer ki, ziyan olsun. Bu alıp vermemeler aşığın ömrünü kurutmuştur.
Dükân açmış lebin alır u vermez
Ziyân olsun hemîşe kâne benzer (Kadı Burhanettin)
Ziyân olsun hemîşe kâne benzer (Kadı Burhanettin)
“Her canlıyı bir tek öpücükle bin yıl yaşatan; o ağızlarıyla yaşam şarabı sunanlar; zamanı atlarcasına geçmek isterler.”*
Her âdemi bir bûsede bin yıl yaşatırlar
Sâkîlerimiz tayy-ı zamân eylemek ister*
Sâkîlerimiz tayy-ı zamân eylemek ister*
Sevgili ağzı, çağlayan bir mana cennetinin kilidi; açıldığında gül kokusunun taşındığı bir lezzet deryası… Konuşmadan sözün ardına işaret eden gösterge… Dudak denen zerrenin ardındaki ezeli şefkat şarabından yudumlaya yudumlaya geçmiştir şair dil-i kuyunumuzdan.
O âşık ki, sevgili ardındaki Sevgili’yi; gölge ardındaki Nur’u görerek geçmiştir asırlar sütunundan. Biz de geçtik aşığın gözünün perdesinin ucunda terleyen katrelerin yangınından…
nergihan yeşilyurt
Sözlük:
Akîk: bunaltıcı sıcak.
Dehân: ağız.
Na-tüvan:zayıf,kuvvetsiz.
Revân: giden, akan.
Bîmâre: hasta
Hemîşe: daima
Tayy-ı zamân: zamanı atlarcasına geçme.
Dip not:
1.PALA, İskender, Kronolojik Divan Şiiri Antolojisi, L&M, İstanbul,2003 Ekim.
2.DİLÇİN, Cem, “Divan Şiirinde Gazel” Türk Dili Divan Şiiri Özel Sayısı-II, TDK, Ankara, s.136–139









AKP 'li Devlet Bakanı 

Yorumlar