Altsayfa

Dosyalar

ÇİNGENELER BİR AVRUPA YAZGISI:    Çingeneler Avrupa'nın güzel ırklarından biridir. Gerçek Çingene görmemiş kişiler, onların fiziksel görünümlerine ilişkin bir düşünceye sahip olmak için eski yazarların verdiği imgelere bakmamalıdır.
 

RUMELİ’YE GEÇİŞ : Salla Rumeli'ye geçilip buraların fethedildiği düşüncesi, tamamen gerçek dışıdır. Karasi gazilerinin Osmanlı’dan önce Rumeli'ye sallarla geçip, yağmada bulunmalarıyla ilgili olaylar, Osmanlı'ya atfedilmiştir.

Edebiyatname

Confessions of a ShopaholicSanmanki talebi devlet ü câh etmeye geldik.  Biz aleme bir yâr için âh etmeye geldik
e-Posta Yazdır PDF

TREN GARLARI

Gittiğinde... Çok gittiğinde insan... Yani uzağa çok uzağa gittiğinde... Yani büyük bir yangın kavururken içini yine de gidebildiğinde... Tren raylarının kokusu gelir burnunun ucuna....

Hani çok yaz-çok kış-çok sonbahar görmüş tren raylarının uzaklaştıkça birbirine kavuşuyormuş gibi görünen, ama asla bir araya gelmeyen... o özlem kokusu...

Bilmiyorum ki yakın bir tren istasyonu var mı bulunduğun yerde.. Varsa eğer seyret inenleri. Sevdiklerini karşılayan o çocuksu yüzleri seyret... Nasıl da sıkıca sararlar birbirlerini. Tren istasyonlarının bir kavuşturma hali vardır çok sevenleri... Hani yine de bilir insan durduğu yerden geri dönebileceğini. Ne de olsa yakındır mesafe, ne de olsa dönecektir giden geri... Öyleymiş hani... Öyleymiş gibi... Öyle mi?...

Ya havalimanları? .. Bir morg dan daha soğuktur kimileri. Uzak memleketlerin ve bilhassa ismi söylenmesi zor gurbet şehirlerinin o büyük durakları... Orada milliyeti gözlerinden okunan insanlar bulunur... Hepsi kaderlerine söz geçirmiş gibi sopsoğuk bakar gözünün yuvarlağına, hani birbirimizden farklıymışız gibi. Hani etten kemikten değilmişiz, hani her bayrağın altında farklı suçlardan aranan sabıkalılarmışız gibi... Hani aynı şeylere üzülüp gülmezmişiz gibi... Hani hayatları boyunca bir sıcacık özlemle hiç sarılmamışlar gibi boş bakarlar yüzüne. Nebileyim belki sevdikleri insanlardan ayrılanların bir perde iner gözlerine... Belki sırf o yüzdendir o bakışların seyrelmesi ve o seyrelmenin o buz gibi mermere vuran aksi.

Ama tren garları öyle mi? Özlediğinde çok özlediğinde insan, tren raylarının kokusu gelir burnunun ucuna. illaki bir kavuşmanın ve bu ayrılık anının çok uzun sürmeyeceğini bildiği bir rahatlık hissi... Dibinde ot biten, çiçek açan bir acayip kokan o rayları... Güneş altında kızgın ve kurşuni o demir yığınlarını bu kadar özleyebileceğin gelir mi hiç aklına? O köy kokan, yurdumun en ücra köşelerine ilerleyen katarları bir gün seveceğin gelir mi hiç?

İnsan yüreğine bir asma kilit takıyor çok uzaklara gitmeyi göze alınca. Hiç kimse asılmasın o kilide, kimse açmasın istiyor. Telefon seslerine ürpertiyle uzanıyor eli, posta kutularını hallaç pamuğu gibi karıştırıp karıştırıp, hani aslında çok da bulamak istemediği bir mektubun izini sürüyor. Bir selam filanda beklemiyor hani, muhtemelen o selamın neler getireceğini bildiğinden... İstemiyor bir ses gelsin uzak yerlerden...

Tanımadığı birinden, o tanıdık kokuyu, -belki bir gözyaşı kokusudur bu, belki parmaklarına değen bir terin bulaşığı- belki sevmelere geç kalınmışlığın yaralı şarkısı, duymak istemiyor insan. Hele de gördükçe selamı götürecek kişinin özlemini çalma mücadelesini. İstemiyor.. hiç istemiyor bir selam göndermek dahi ...

Uzun, zor, ağır beklemelere düşüyor insan, uzaklara gitti mi... hasta mı, mutsuz mu, yorgun mu bilinmez ki... tanıdık ama bir gün değişecek gözlerin - kırışacak gözlerin ve kimbilir sensiz ağlayacak gözlerin sahibi olan o isim...o isimler... İnsan unutma hevesiyle siliyor bütün kelimelerini...

"bak önümüz yaz" diyor biri, gittiği yerde yağmurlar var belli ki..." Özlediğinde... çok özlediğinde mesela..." diyor diğeri... "Şarkıları da sevmezsin sen ya... Ama hani nebileyim duymuşsundur orada burada... Tesadüfen denk gelmiştir radyonun bir kanalında, ismi gelmiyor aklıma... neydi, hani hani... boşver.. sırası mı şimdi?"... diyor. iki lafın sonunu getiremiyor, "bak önümüz yaz" diyor... Birinin gittiği şehirde yağmurlar yağıyor... diğeri ...

İnsan uzaklaştıkça araması lüzumlu insanlardan, daha çok kaçıyor yüreğine çöken acılardan. Önce çok acıyor ama diri diri dikiyor yüreğinin yırtılan yerlerini. İstiyor ki hiçbir şey dökülmesin, hiç birşey düşüp ezilmesin, öylece dursun, öylece sımsıkı dursun istiyor biriktirdiği özlemi. Susuyor insan böyle ayrılık günleri. 'Bak önümüz yaz, nasıl da güzel kokar ıhlamurlar' diyecek oluyor.. Sus diyor diğeri... Susuyorlar... Havalimanı bir morgdan daha soğuk şimdi.

Ne de olsa bir çırpıda unutulmak, yavaş yavaş azalmaktan çok daha iyi ... Nasırlaşmış bir özlemi yaşamaktansa, bir havalimanın kargo bölümünde kaybolmaya, bir bavulun içinde sus pus olmaya razı oluyor insan... "Uzun yolların uzun bekleyeni olur" diyor biri , ama gittiği yer çok uzaksa bekleyişlere de kapatıyor insan kendini...

Gün geliyor o hiç sevmediği şarkıyı özlüyor. Tren rayları kokuyor burnunun ucunda. arama... sorma... yazma... selam gönderme diyor... Programlamaya çalışıyor kendini, sanki kocaman bir harddiskmiş gibi yüreği. Uzun yolların uzun bekleyenlenleri olur ama beni bekleyen biri yapma diyor...

Beni unutma demiyor, diyemiyor insan... hoşçakal demiyor... diyemiyor ... bak önümüz yaz diyor... nasılda güzel kokar ıhlamurlar... beni ara demiyor, diyemiyor...hani bir şarkı vardı diyor, ismi aklıma gelmiyor...

Öyle ya... uçakların ayağı yoktur toprağa basmaz... geri dönüşü o kadar kolay olmaz... ya trenler...tren garları öyle mi?...


ACİZANE'den...


Yorumlar

İsim *
Email (Doğrulama & Cevaplar)
URL
Kod   
ChronoComments by Joomla Professional Solutions
Yorumu Gönder
 
Şuan Bu Sayfadasınız:

Sessizlik

Confessions of a Shopaholic Hayatın bir seher yeli kadar kısa olduğu anlarda gökyüzündeki kuşların çığlıkları bir başka gelir insanın kulağına. Ve sessizlik çöktüğünde gökyüzünün perçemine bir başka olur insan.

Haberler

Confessions of a Shopaholic AKP 'li Devlet Bakanı Egemen Bağış "Heybeliada Ruhban Okulunun, Türk vatandaşlarının ihtiyaçları olan hizmetleri sunabilmek için açılması gerektiğine inanıyorum." dedi.

Bilgi

Sample Images
II. Dünya savaşından sonra bir ilk gerçekleşerek kadın iş gücü bu tarihe kadar görülmemiş bir şekilde günlük hayata girdi. Savaşlar nedeniyle çok büyük kayıplar veren erkek iş gücüne destek olarak kadın iş gücü hayat bulmuş oldu.

Gündem

2006 yılında hükümet FİSKOBİRLİK ile kavgaya girdi. Ardından FİSKOBİRLİK yok olunca, şimdi de yerine kurulan TMO destekleme alımı yapmayınca üretici fındık kartellerinin pençesine insafsızca teslim edilmiş oldu

En Fazla Okunanlar

Altsayfa

Confessions of a Shopaholic

Her sayfanın altında bir sır gizlidir. İster sayfanın altını karıştırısın, ister sayfayı kapatır çıkarsın.