Altsayfa

Dosyalar

ÇİNGENELER BİR AVRUPA YAZGISI:    Çingeneler Avrupa'nın güzel ırklarından biridir. Gerçek Çingene görmemiş kişiler, onların fiziksel görünümlerine ilişkin bir düşünceye sahip olmak için eski yazarların verdiği imgelere bakmamalıdır.
 

RUMELİ’YE GEÇİŞ : Salla Rumeli'ye geçilip buraların fethedildiği düşüncesi, tamamen gerçek dışıdır. Karasi gazilerinin Osmanlı’dan önce Rumeli'ye sallarla geçip, yağmada bulunmalarıyla ilgili olaylar, Osmanlı'ya atfedilmiştir.

Edebiyatname

Confessions of a ShopaholicSanmanki talebi devlet ü câh etmeye geldik.  Biz aleme bir yâr için âh etmeye geldik
e-Posta Yazdır PDF
GECENİN MAHKÜMU

Okuduğum kitabı koltuğun üzerine bırakıp cama doğru yürüdüm. Gecenin yarısı geçeli epey olmuştu. Perdeyi araladığımda sanki kitapta okuduğum asya savanları uçsuz bucaksız serilecekti önüme belki diyecektim; Şu ilerdeki mavilik ıssık gölmü. Derinden duyabilecekmiydim kurt ulumalarını. Kendimi o an bir kırgız çobanı gibi hisetmeme sanırım okuduğum Aytmatov`un kitabı sebep olmuştu. Hiç biri olmadı karşımdaki manzara kasvet ve zindansıydı. gecenin karaltısındaki tek hayat belirtisi karşı binanın bacasından tüten gri kömür dumanıydı. Tekrar çektim perdeyi.

Motorun brandasına elimi atar atmaz geceye ait belkide tek güzel şey beyaz bir kediydi. Fırladı kaçtı brandanın altından çıktı. Duvarın üstüne pek mutlu değildi. ama bende değildim. Komşum Cemal amcayı rahatsız etmemek adına yola kadar motoru çalıştırmadan gitttikten. sonra Kontak anahtarını çevirdim. Bir iki nazlansada çalıştı. Karşı çöp konteynerinin etrafındaki üç beş sokak iti ters ters baktılar. Sanki bana acıyorlardı.

Artık Trafik lambaları sadece yanıp sönen sarı ışık vermekteydiler. Sokak lambaları bile sanki boşa yanmanın ızdırabındaydı. Bana benzediklerini düşündüm. gecenin bir yarısı hayat arama telaşındaki ben yavaş yavaş hızımı arttırırken bir nebzede olsa avunmaktaydım. Nede olsa özgürlük benzeri kandırmacalar yaşatıyordum kendime.

Eski otogarın ordan geçerken O günler canlandı gözümde. Nasılda hareketli olurdu buralar. İkiye ayrılmıştı o zaman Trakya ve Anadolu diye . Simsarlar Yolcu olduğunu anladılarmı yakasını bırakmazlardı insanın. On dakka sonra kalkıyor abi , Erzincanmı abi, Ankara direk abi , Antalya üçyüziki es abi Adanamı rekabet var abi bedava. Oysa şimdi Bir kaç berduştan başka kimse kalmamıştı. Bir polis minibüsü sağda ağır ağır gidiyordu. Yoldan aşağı hafif eğimde Motor neredeyse kendi gidecekti. sol tarafta eski sur kalıntıları sağda ise şehrin en eski mezarlıklarından biri vardı. Merkez efendinin nezdinde hepsine toptan bir fatihayı hediye ettik. Öyleki geceye dair en faydalı iş`te bu olmuştu. Ve unutmadık terk,i dünya yakınlarımızı, unutmadıklarımızın yakınlarını.

Yol Sahile inipte nihayet bulunca gidonu sola çevirip sahil boyu biraz gaz verdim. İstanbul ışıl ışıldı. Karşı kıyıya gözüm takıldı. Ne kadar ulaşılmaz ve güzeldi oralar. Oysa bir adım ötedeydi Bir o kadarda uzaktı. Aradaki mesafe kilometrelerle değil başka şeylerle ölçülebilirdi ancak. Bütün bu muamma ve grift halime sadece acı bir tebessüm edebildim. Balık halini geçer geçmez küçük balıkçı barınağının girişine çektim motoru Hemen inmedim üzerinden. Barınağa sığınımış kış ortasındaki tekneleri seçmeye çalışıyordum. Birinin adı "forsa" olacak ( Kürek mahkumu demekmiş)

Selamınaleyküm diye birkaçkez seslendikten sonra Teknenin içinden aleykümselam diye cevap aldım. Bana kendi öğretmişti selam verip izin almadan hiç bir tekneye çıkma diye yılar geçsede unutmamıştım. Tek oda kamaranın kapısı açıldı içinden elindeki gemici fenerini Başının hizasında. Tutan adam. emin olmaya çalışarak bakıyordu. Tanıdığı anda ilk sözü

....-Kaşkarın delisi sen ha...!
....-Benim benim ya marmaranın velisi ne var ne yok Unutmamışsın bizi
-He unutmadım gardaş unutmadım bir şu omuzumdaki mermiyi bir seni birde neyse gel hele

Askerlik arkadaşım Turhan her naneye atlardık. her görevin gönüllüsü. Kaç pusuda kaç çatışmada sırt sırta vermiştik. Yetmemiş Askerlik bitmiş biz gene devam etmiştik. Ama genede ölmeyi beceremiştik.

Kucaklaştık Sarıldık bir o kadar erkekçe ve bir o kadar doyasıya. Çök, çök hele gardaş de hele poyrazdanmı, lodostanmı , karayeldenmi. Hangi rüzgar attı seni.

lodosu rüzgarı bilmemde gardaş zaar Yüreğimdeki fırtına savurdu beni buralara - Hani pusu yediğimizin ertesi arkadaşlar kafa yapardı bizle "bunların ikisi yanyanayken şeytan kanas kuşansa vuramaz diye" Ama gardaş nah şuramdan mıhladılar. yüreğimden vurdular Bir güzü elaya vurulduk be kardaş ahanda geldim sana.

-yahu dur hele. Aşıkta acıkır, Maşukta. Sen balığı seversin. Hiç unutmam biliyormusun gabarın tepesinde saatlerce çinekop lüfer muhabetini.
şansın var kuzulardan birkaçını sakladım Bir garip düşer diye Ama delinin birine kısmetmiş.

Siyah tavada, 7 metrelik teknede, dizimin dibinde, marmaranın ninnisiyle, boğazdan gelen iyot ve yosun kokularının esrikliğinde yedik Elhamdülillah.
.......................................


Küçük tüpün üstündeki kelepçeli demlik bizim hoşbeş bitene kadar kaynamıştı. Turhan nişanlıydı ve askerdi o zamanlar. fakat nişanlısı Turhan askerken kaçmıştı birine. askerden sonra bulmuş Dayamış kafasına ondörtlüyü "gebeymiş" kıyamamıştı sonra herşeye boşvermiş şu küçük teknede devam ediyordu yaşamaya.

-Hele anlat bakalım dedi sen bunca yıldan sonra buralara düştüysen var bir sebebi.

Dedimya Turhanım . başladım anlatmaya ne varsa anlattım bu sırada ikinci demlik çayda bitmişti Müezzinlerin esselatühayrunminennevm deyişlerinde. Ve. benim; bak şu Karşıda duran motorsikleti görüyormusun, işte herşeyi o başlattı diye başladığım hikayem bitmişti. Sabah fena ayazdı. birkez daha baktım karşı kıyılara oradamı dedi Turhan. Dedim orda, Doğru dedi burdan bile görünür bilirim.

Adı ne dedi ; güldüm..!

Peki dedi.

tekne
TAMER DURSUN

Yorumlar

İsim *
Email (Doğrulama & Cevaplar)
URL
Kod   
ChronoComments by Joomla Professional Solutions
Yorumu Gönder
 
Şuan Bu Sayfadasınız:

Sessizlik

Confessions of a Shopaholic Hayatın bir seher yeli kadar kısa olduğu anlarda gökyüzündeki kuşların çığlıkları bir başka gelir insanın kulağına. Ve sessizlik çöktüğünde gökyüzünün perçemine bir başka olur insan.

Haberler

Confessions of a Shopaholic AKP 'li Devlet Bakanı Egemen Bağış "Heybeliada Ruhban Okulunun, Türk vatandaşlarının ihtiyaçları olan hizmetleri sunabilmek için açılması gerektiğine inanıyorum." dedi.

Bilgi

Sample Images
II. Dünya savaşından sonra bir ilk gerçekleşerek kadın iş gücü bu tarihe kadar görülmemiş bir şekilde günlük hayata girdi. Savaşlar nedeniyle çok büyük kayıplar veren erkek iş gücüne destek olarak kadın iş gücü hayat bulmuş oldu.

Gündem

2006 yılında hükümet FİSKOBİRLİK ile kavgaya girdi. Ardından FİSKOBİRLİK yok olunca, şimdi de yerine kurulan TMO destekleme alımı yapmayınca üretici fındık kartellerinin pençesine insafsızca teslim edilmiş oldu

En Fazla Okunanlar

Altsayfa

Confessions of a Shopaholic

Her sayfanın altında bir sır gizlidir. İster sayfanın altını karıştırısın, ister sayfayı kapatır çıkarsın.