Altsayfa

Dosyalar

ÇİNGENELER BİR AVRUPA YAZGISI:    Çingeneler Avrupa'nın güzel ırklarından biridir. Gerçek Çingene görmemiş kişiler, onların fiziksel görünümlerine ilişkin bir düşünceye sahip olmak için eski yazarların verdiği imgelere bakmamalıdır.
 

RUMELİ’YE GEÇİŞ : Salla Rumeli'ye geçilip buraların fethedildiği düşüncesi, tamamen gerçek dışıdır. Karasi gazilerinin Osmanlı’dan önce Rumeli'ye sallarla geçip, yağmada bulunmalarıyla ilgili olaylar, Osmanlı'ya atfedilmiştir.

Edebiyatname

Confessions of a ShopaholicSanmanki talebi devlet ü câh etmeye geldik.  Biz aleme bir yâr için âh etmeye geldik
e-Posta Yazdır PDF

2000 İNANÇ VE HOŞGÖRÜ ÇAĞINDA DİNLER TOPLANTISI

AÇILIŞ,OTURUM VE PANEL KONUŞMALARI

TARSUS DEKLARASYONU   TARSUS :10-11 MAYIS 2000

  • * Kim ki diğer insanlar için istediği mutluluktan fazlasını kendi için ister ise, Tanrısal armoniye aykırı tınılar ile bu uyuma ters düşer.  ( Fener Rum Ortodoks Patriği Dimitri Bartholomeos I Arhondoni)   Sy:44

Diyalog, farklılıklar içersinde birlikte yaşamanın yollarını aramak, ne adına olursa olsun yeryüzünde haksız yere akıtılan kanları durdurmak, ıstırap ve sıkıntıları dindirmek ve insanın, insanca yaşamasını sağlamak için gösterilmesi gereken insani ve ahlaki davranıştan başka birşey değildir.   ( Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz.)  Sy:57

  • İbrahimi inancın bir mensubu olarak şunu belirtmek istiyorum: Allah’ın vaat ettiği cenneti gerçekten, gönül rahatlığıyla hak edebilmek için, önce yaşadığımız dünyayı cennete cevirme çabası azmi içerisinde olmamız gerekir. Bu azmi gerçekleştirebilmek için, Yahudilik, Hristiyanlık, İslam ve diğer dünya dinlerinin birlikte hareket etmesi gerektiğine inanıyorum.  ( Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz.)  Sy: 59
  • Klise kuralları çerçevesinde, adına konuşmaya yetkili olduğum Ortodoks Kilisesi, Tanrısal gerçeğe vakıf olduğuna ve bunun mükemmeliyetine inanmaktadır. Bu nedenle ; inançlarını inkar edip, tüm dinler tarafından kabul gören ortak ilkeleri temel alacak evrensel bir din anlayışını kabul etmeyi mümkün görmemektedir. Nitekim, son zamanlarda böyle bir konu konuşulmaktadır. Yani, her dinden bazı kuralları alıp yeni bir din yapalım, herkes o dini kabul edebilsin, o din bütün insanları birleştirebilsin denilmektedir. Böyle bir din anlayışı Ortodoks Kilisesi kabul edemez. Bu yeni din, önerilen yeni din, Allah’tan gelen bir din değil, insanların yarattığı bir dindir; ki, Yüce Allah’la hiçbir ilgisi olmayacak bir yaklaşımdır. Böyle bir oluşum biz Hristiyanlar için, Tanrı’nın  yeryüzündeki yansıması Hazret-i İsa ile karşılaşılması tecrübesinin reddi anlamına gelmektedir.  ( Fener Rum Ortodoks Patriği , Patrik I. Bartholomeos )     Sy:73
  • Değerli katılımcılar , Süryani din adamlarımız yaşlı. Onlardan biri vefat ettiği zaman, yerine bakacak bir diğerini bulamıyoruz. Yurt dışından da, Türk vatandaşı olmadığı için din adamı getiremiyoruz. Böyle devam edcek olursa, artık birkaç sene sonra kiliselerimiz kendiliğinden kapanmış olacak. Ruhani din adamı yetiştirecek, eğitecek yerimiz yok. Çünkü, kendi lisanımızı okuyamadığımız, yazamadığımız kullanamadığımız için, din kitaplarımız hepsi süryanice, cemaat kendi inancını gerektiği şekilde malesef öğrenemiyor, doktrini öğrenemiyor. Tabii bu, büyük sorun teşkil ediyor.  ( Süryani Ortodoks Cemaati Metropoliti ve Patrik Vekili; Metropolit Yusuf ÇETİN )  Sy:83
  • Bu son zamanlarda bana göre özel televizyonların çok faydası oldu. Üç semavi dine mensup ibadethaneleri ve ibadet şekillerini topluma yansıtıyorlar. Bazı manastırları gösteriyorlar. Mesela iki üç sene önce bir televizyon kanalında Güneydoğudaki bir manastırımızı gösterdi. Oradaki rahiplerimiz ve çocuklarımız ibadet ederken çekim yapmışlardı. Bazı müslüman dostlarımız, komşularımız, “ Siz Süryaniler de bizim gibi dua ederken alnınızı yere değdiriyorsunuz” dediler. Evet, biz, sizden 610 yıl daha eskiyiz, asırlardır beraber yaşıyoruz, gerçek tapınma bizde budur.  ( Süryani Ortodoks Cemaati Metropoliti ve Patrik Vekili; Metropolit Yusuf ÇETİN ) Sy: 83
  • Biliyorum herkesin aklında bir soru var. Bu keldaniler kimlerdir ? Sorunuzun cevabını tek kelime ile özetleyebiliriz: Keldaniler en eski Türklerdir. Çünkü Türkiyede yaşayan en eski insanlardır, dolayısı ile en eski Türklerdir, nerede olursa olsunlar, keldaniler, Doğu Klisesini teşkil eden ilk Hristiyanlardır. 431’den sonra bu kilise, Doğu Kilisesi, bağımsız olarak, otonom olarak kendi idaresini şekillendirmiştir. Bu Doğu Kilisesinin içinde, Süryani Katolikler ve Süryani Ortodokslar ( kadim) vardır. çünkü o zamanlar, Doğu Kilisesi ile Batı Kilisesi, Bizans İmparatorluğu ile Per İmparatorluğu vardı. Per İmparatorluğunda yaşayan Hristiyanlara Doğu Kilisesi diyorlardı, Bizans ve Roma İmparatorluğunda, İstanbul’da yaşayanlara Batı Kilisesi diyorlardı. Bildiğiniz gibi M.S. 1054’e kadar katolik ve Ortodoks cemaatleri yoktu. Doğu ve Batı Kiliseleri diye adlandırlıyorlardı. İşte bu Keldaniler, tarih boyunca insanlar arasında barış köprüleri oluşturmuşlardır. Çünkü Keldanilerin felsefe, ilahiyat, antropoloji görüşleri kutsallaşmıştır. Yani insana bakışları kutsaldır. İnsan, ne olursa olsun onda Tanrı’nın şekli vardır. Tanrı’nın şekli olan yer mukaddestir, kutsallaşmıştır. Demekki insan kutsaldır. İşte bu görüş, 7. asırda Çinde büyük bir destek görür. Hindistan ve Moğolistan’da büyük destek görür.1200 yıllarında Türkiye ve Anadolu dahil, dünyada 80 milyon insan vardı. 220 piskoposluk kürsüleri vardı, doğu kürsüsü vardı. Benim açıkladığım Doğu Kilisesi, Süryani Katolik, Keldaniler ve Süryani Ortodoks kilisesini teşkil ediyor. Doğu Kilisesi dendiği zaman bu üç kiliseyi anlamak lazım. Şimdi ise dünyada Kledaniler, bu rakkamdan 7 milyona düşmüştür. Türkiyede bugün 2 bini geçmiyorlar. Bağımsız Orta Asya devletlerinden, Iraktan gelen göçmenlerle beraber 5200 kişi bulunmaktadır. Keldani cemaatinin 8 kilisesi vardır. bu kiliselerden sadece ve sadece ikisinde ayin vardır ve bu iki kilise de İstanbul’dadır. Doğuda hiçbir varlık kalmamıştır. Fakat ruhları, düşünceleri, sevgileri hep Anadolu’da. Bügün birçok ülkede bulunan Keldani aileler Türkçe konuşmaktadır.   ( Keldani Cemaati Ruhani Reis Vekili, François Yakan )  Sy: 94
  • Bu diyalogun amacı, toplantıların düzenlenmesindeki amaç, sabahki konuşmamızda ifade ettiğiniz gibi, dinlerin birleştirilmesi veya bir dinin başka bir dinin potasında erimesi değil;  ayrı dinlerin, faklı dinlerin, farklı kültürlerin kardeşce birarada yaşamasını sağlamaktır.   ( Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz.)  Sy:96
  • Gazali’nin güzel bir sözü var: Peygamberler ile filozoflar arasındaki fark; Peygamberler silsile-i musaddikindir, yani birbirlerini doğrulayan bir zincir teşkil ederler. Filozoflar, silsile-i mükezzibin, birbirlerini yalanlayan zincir teşkil ederler. Bir sonra gelen peygamber, bir önce geleni doğrulamıştır. Bizim gönlümüzün bir köşesinde, Cenab-ı Musa vardır, biş köşesinde Cenab-ı İsa vardır, bir köşesinde de Cenab-ı Mustafa vardır.   ( Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz.)  Sy: 99
  • Efendim, bir okul meselesi, eğitim meselesinden söz açıldı. Tabii o burada bizim konumuz değil. Bu problemler heryerde var. Yunanistan’da da var, İbrahim Şerif mehmet Aga seçilmiş müftüler, onlar müftülükle görevlendirilmiyor, atanmış müftüler görevlendiriliyor, problemler devam ediyor. İnşallah düzelecektir. Almanya’da veya Avrupa’nın diğer ülkelerinde çözüme kavuşmamış bir din dersi meselesi var. Burada, ruhani liderlerin ifade ettiği kendi eğitim meseleleri var, çözüme kavuşmalıdır ve umuyorum ki birgün bunların hepsi çözüme kavuşacaktır. Bir dinin anlatımı yapılmalı. Din hürriyeti bu demektir. Eğitimi bilgisi verilmelidir. Ancak, misyonerlik anlamında söylemek istemiyorum. Misyonerlik faaliyetlerinden bizde muzdaribiz, zannedersem saygın cemaat liderleri de muzdaripdir. Dini, özgür iradesiyle seçmelidir insan. Hiçbir baskı altında kalmadan , hiçbir menfaat karşılığı olmadan kendi hür iradesiyle seçmelidir. Makbul olanda budur. Onun için, bi,z misyonerlik faaliyetlerini de asla tasvip etmiyoruz ve bunun sona ermesini bekliyoruz. ( Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz.)  Sy:103
  • O zaman ben konuşmacıları dinlerken, kalbimden dua ettim; çünkü din görevlisi olarak konuşmak yetmiyor, dua etmek lazımdır. Dua olmazsa, bütün yaptıklarımız, çabalarımız boşunadır.  ( Katolik Ruhani Reisleri Kurulu Genel Sekreteri, Monseigneur Georges Marovitch )  Sy: 111
  • Ben, burada, çoğunluk olan Müslüman kardeşlerimizin Allah’a şükrettiği şekilde, hepimizin adına teşekkür etmek istiyorum. “Elhamdülillahi Rabbilalemin.” Evet, bunun için Allah’a teşekkür ediyoruz “Elhamdülillahi Rabbilalemin, Elhamdülillahi Rabbilalemin” diyorum; çünkü, biliyoruz ki Türkiye Avrupa’ya girmeye adaydır, Avrupa bizi bekliyor. Bazıları soruyor, bize kültürel ne getirecektir? Korkuyorlar bazıları, diyorlar ki Avrupa Hristiyan bir kültür, orda herşey olacaktır, hayır böyle birşey değil. Biz biliyoruz ki, Allah’ın yardımyla Avrupa çok kazanacaktır Türkiye’den, Türkiye’de tabii  Avrupa’nın zenginliklerini paylaşacaktır. Küçük bir misal vereyim müsadenizle. Ben, Roma’da tahsilimi yaparken arkadaşlarımla birlikte sokakta yürüdüğümüzde zaman zaman birtakım küfürler iştiyorduk. Bunlardan birisi vardı ki çok çirkin ve üzücü idi. Burada da bir takım küfürler var; ama oradaki bambaşka idi. Onlar kızdıkları zaman Allah’a küfrediyorlardı. Peygamberler ve azizlere küfrediyorlardı. Fransızlar buna “Blaspheme” derler. Roma’daki bazı insanlar “Bestemmiare come un Turco” diyorlardı yani “Bir Türk gibi Allah’a küfür” demekti bu. Bende onlara diyordum ki “Siz ne diyorsunuz ? Türkler Müslümanlar asla Allah’a, peygamberlere ve kutsal şeylere küfretmezler. Türkçe de bu söylediğinizin tercümesi bile yoktur. Siz çok yanlış yoldasınız” bakınız Avrupa bilimde, teknolojide, sanatta çok faydalı şeyler yaptı; ama insanoğlunun moral ve etik dünyasını çok ihmal etti. Bu bakımdan bizim de Müslüman kardeşlerimizden öğreneceğimiz çok şey varır.  .  ( Katolik Ruhani Reisleri Kurulu Genel Sekreteri, Monseigneur Georges Marovitch )  Sy: 112
  • Öbür taraftan bir kritik yapmaya teşebbüs ettim. Belki bazı Hristiyan kardeşlerim buna kızacaktır. Biliyoruz ki, burada gördünüz, Ortodokslar geldi, Katolikler geldi, protestanlar, Anglikanlar vardı. Bu nedir ? Hristiyanlar bir olmamız lazım. Müslüman kardeşler diyorlar ki, “İncil’i yanlış getirdiniz”. Evet, belki yazılı İncil değil ama – bizim için İncil isa’nın kendisidir.- İsa’yı size yanlış intiba ettiriyoruz malesef. Evet şimdiki dini reislerde suç yoktur, geçmişin suçu vardır; ama İsa’nın yüzünü malesef karikatür olarak getirdik. Tabii ki doğru yola gidebilmemiz için yapacağımız çokşey var. Ama şimdi siz Hristiyanları kritik ediyorsunuz , peki Yahudilerde var, Müslümanlar da var, onlar hiç böyle doğru yoldan ayrılmadılar mı? Fakat incilde bir söz vardır: “Kardeşinin gözündeki samanı çıkartmadan önce, gözündeki kalası kaldır.” ( Matta 7/3-4) Öyleyse ben bunu yaptım, gözümüzdeki kalası kaldırdım, işte öbür din temsilcileri, kendi saman çöplerini çıkarabilirler.   .  ( Katolik Ruhani Reisleri Kurulu Genel Sekreteri, Monseigneur Georges Marovitch )  Sy: 113
  • Gerçektende bir din adamı olarak, toplumda en az öğretmenler kadar etkili, hatta bir bakıma onlardan daha etkili olduğunu gözlemlediğim din adamı kadrolarının bu etkisi, dünyanın hiçbir yerinde küçümsenemez, göz ardı edilemez. ( Türkiye Hahambaşı Vekili. Rav İsak Haleva )  Sy: 115
  • Dinler arası diyalog, her din tarafından ayrı ayrı değil, bütün dinlerin ortak katkılarıyla sağlanabilir. Bu konuda, teolog Prof. Hans Kung’un nelerin olamayacağına ilişkin formülünü hatırlatmama izin veriniz. Şöyle söylüyor Prof. Kung: “ Küresel bir ahlak olmadan hayatta kalınamaz. Dinler arası barış sağlanmadan küresel ahlak olmaz. Dinler arasında diyalog olmadan, dinler arasında barış sağlanamaz. Dinler arasında barış sağlanmadan dünyada barış sağlanamaz.” ( Türkiye Hahambaşı Vekili. Rav İsak Haleva ) Sy:116
  • Din ve inanç, insanın insan olmasının vazgeçilmez temel yapısıdır.    ( Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi, Prof. Dr. Faruk Harman )  Sy:132
  • Diyalogun hedefi çok kez vurgulandı; karşımızdakini kendi dinimize çekmek değil, diyalogun hedefi karşımızdakine kendi dinimizi empoze etmek değil, diyalogun hedefi karşımızdakine kendi dinimizi olduğu gibi anlatmaktır.  ( Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi, Prof. Dr. Faruk Harman ) Sy:138
  • Sayın Pelatre, Hazret-i isa’nın selamla ilgili bir ifadesini “ selamet sizinle olsun” sözünü nakletti. İbranice’de “şalom”, selam demektir. Hazret-i İsa, selamet sizinle olsun diyor. İslam’daki “selamun aleyküm” ün anlamı nedir ? Aynıdır. Bakın peygamberlerin söyledikleri aynı. Önemli olan, bizim bu mesajı, özünü kaybetmeden anlamamız ve önce kendi nefsimizde, sonra da eğitim yoluyla çevremizde bu iyilik ve güzellikleri yansıtmamızdır.  ( Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi, Prof. Dr. Faruk Harman ) Sy:140
  • Siyasetciler Avrupa Birliği hakkında konuştuklarında en çok üç konu üzerinde dururlar: Ekonomi, ekonomi, ekonomi.   ( Marburg Üniversitesi Almanya, Dr. Peter J. Braunlein)  Sy: 151
  • Hoşgörü sözcüğünün gerçek anlamından bahsedelim şimdi: Kelimenin latince kökü ( tolerare ) tahammül etmek, katlanmak, dayanmak ve ayrıca acı çekmek anlamlarına gelir. Kısacası dini hoşgörü, herkesin tahmin edebileceği gibi zor bir iştir.  ( Marburg Üniversitesi Almanya, Dr. Peter J. Braunlein) Sy: 152

TARSUS DEKLARASYONU  Sy: 163

•  "İnanç ve Hoşgörü çağında Dinler Toplantısı" başlığı altında; bir çok kültüre ve dine beşiklik yapmış Anadolu’nun; yine bazı peygamberlere, başta Aziz Pavlus olmak üzere birçok Hıristiyan inanç önderine ve İslam Dini’nin önde gelen şahsiyetlerine yurt olmuş müstesna bir merkez olan Tarsus’ta, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın önderliğinde 10-11 Mayıs 2000 tarihleri arasında yapılan toplantının başta ülkemiz insanları olmak üzere, dünya insanlığının barışına katkı sağlayacak evrensel bir adım olduğunu ifade etmek istiyoruz.

•  Din, insan hayatını ciddi bir biçimde etkileyen belirgin tarihi bir gerçekliliktir. Başka bir anlatımla dini inanış sosyal değişkenliğin en önemli nedenlerinden biridir.

•  Birçok tarihi tecrübenin yaşandığı, değişik kökenli ve farklı dinlere mensup insanların bir arada barış ve huzur içerisinde bulunduğu bu vatan toprağımızda dün olduğu gibi bugün de muhtelif dinlerin mensupları olarak barış ve huzur içerisinde yaşadığımızı bir kez daha dünya kamuoyuna duyurmak isteriz. Bunu ifade ederken hiçbir problem olmadığını da söylemek istemiyoruz.

•  Dünyanın  her yerinde din ve vicdan, inanç özgürlüğü ile ilgili, eğitim, kültür ve ibadet açısından bazı sorunlar yaşanmaktadır. Bu sorunlar aşılmaz da değildir. Demokratikleşme sürecinde önemli açılımlar olmaktadır. Bu açılımların sonuçlarını ancak sabır ve hoşgörüyle aşmak mümkündür. Aşılma sürecinde ülkemizdeki din temsilcilerinin işbirliği içerisinde olma arzuları hepimizde memnuniyet yaratmıştır. Diyanet İşleri  Başkanlığı’nın gerek 3-7 Mayıs 2000 tarihlerinde İstanbul’da düzenlediği Avrupa Birliği Şurası ve gerekse  10-11 Mayıs 2000 tarihlerinde Tarsus’ta gerçekleştirilen  "İnanç ve Hoşgörü çağında Dinler Toplantısı" bu bağlamdaki iyi niyetin açık bir göstergesidir.

•  Tarih farklı din ve fikirlerin bir arada huzur içerisinde yaşadıklarının örnekleri ile doludur. Bununla birlikte tarihte dinler arası kavga ve savaşların vuku bulduğu hususu da bir gerçektir. Hatta ayni dinin müntesipleri arasında bile sıkıntı ve rahatsızlıkların olduğu bilinmektedir. Ancak aramızdaki kavgalara sebep olan ve birbirimizi düşmanlığa sürükleyen dini inançlarımız değil; kendi dinlerini doğru anlamayan, gönlünü taasuba kaptıran veya çıkarları için dinlerini alet  eden insanlardır.

•  Ayrıca diğer dinler ile ilgili eksik ve yanlış bilgiler de bu kavgalara sebep olmaktadır.

•  Bütün bunların çözüm yolu her dinin doğru anlatılması yanında, diğer dinlerin de objektif öğretilmesinden geçmektedir. Biz dini temsilciler olarak bu alanda üzerimize görevlerin düştüğü bilinci içerisinde yanlışlıkların giderilmesi için müşterek çaba harcama kararlılığında olduğumuzu vurgulamak isteriz.

•  Dinler arası diyalog; birleştirme veya bir potada eritme faaliyeti değil, tüm farklılıkları koruyarak herhangi bir zorlamaya gitmeden hoşgörü ve anlayış içinde ortak meseleleri konuşma, müzakere etme ve işbirliği yolları arama gayretidir.

•  Bu arayış sürecinde farklılıklardan ziyade ortak noktaların vurgulanması gerekmektedir. Dolayısıyla bu süreçte din adamlarına önemli görevler düşmektedir. Esasında mensubu bulunduğumuz İbrahim’i dinlerin insanları barışa ve sevgiye davet ettiği bilinen bir husustur. Dünya insanlığının barışa ve sevgiye her şeyden çok ihtiyaç duyduğu günümüzde tüm din adamları sevgi ve barışı anlatmalıdır.

•  Ayrıca din mensupları ateizm, uyuşturucu, açlık, savaş, şiddet terörizm ve yabancı düşmanlığı gibi sevgiyi yok eden ve hiçbir dinin kabul etmediği olumsuzluklar karşısında ortak mücadele vermelidir.

•  Bu inanç ve kararlılıkla burada müşterek attığımız adımın, insanlık barışı için sürdürülmesi arzumuzu kamuoyuna saygıyla sunarız.


Yorumlar

İsim *
Email (Doğrulama & Cevaplar)
URL
Kod   
ChronoComments by Joomla Professional Solutions
Yorumu Gönder
 
Şuan Bu Sayfadasınız:

Sessizlik

Confessions of a Shopaholic Hayatın bir seher yeli kadar kısa olduğu anlarda gökyüzündeki kuşların çığlıkları bir başka gelir insanın kulağına. Ve sessizlik çöktüğünde gökyüzünün perçemine bir başka olur insan.

Haberler

Confessions of a Shopaholic AKP 'li Devlet Bakanı Egemen Bağış "Heybeliada Ruhban Okulunun, Türk vatandaşlarının ihtiyaçları olan hizmetleri sunabilmek için açılması gerektiğine inanıyorum." dedi.

Bilgi

Sample Images
II. Dünya savaşından sonra bir ilk gerçekleşerek kadın iş gücü bu tarihe kadar görülmemiş bir şekilde günlük hayata girdi. Savaşlar nedeniyle çok büyük kayıplar veren erkek iş gücüne destek olarak kadın iş gücü hayat bulmuş oldu.

Gündem

2006 yılında hükümet FİSKOBİRLİK ile kavgaya girdi. Ardından FİSKOBİRLİK yok olunca, şimdi de yerine kurulan TMO destekleme alımı yapmayınca üretici fındık kartellerinin pençesine insafsızca teslim edilmiş oldu

En Fazla Okunanlar

Altsayfa

Confessions of a Shopaholic

Her sayfanın altında bir sır gizlidir. İster sayfanın altını karıştırısın, ister sayfayı kapatır çıkarsın.