ÇİNGENELER BİR AVRUPA YAZGISI / HERİETTE ASSEO
" Yabancı ülkelerde gezinip duran/ Yürekli ulaklar değil bunlar; /Bu cepleri falla dolu baldırı çıplaklar/ Gelecekten başka bir şey taşımazlar yanlarında." (syf. 21)
Bu "ruhu ve derisi kara" olan kadınlar, görünürde başka hiç bir iş yapmadan "gezip tozuyorlar." (syf.33)
"Falcılar ve Çingeneler maymunlar gibi kötü yüreklidir; göze kum atarlar. Bu uyarıyı unutma; el falına bakıldığında heybeni kolla!" Üstte gravür eşliğindeki Almanca metin. (syf. 34)İşte XVII. yüzyılda İstanbul'da At Satıcıları Loncası büyük oranda Çingenelerden oluşuyordu.Osmanlı İmparatorluğu'nun toplumsal sınıflandırma düzeni onları hiç de alt sınıflara dahil etmiyordu, ama kendilerine kuşkuyla bakılıyordu çünkü binicilikteki yeteneklerini üstünden daha fazla kâr sağlayacakları bir eşkıya çetesinin emrine vermelerinden çekiniliyordu. (syf. 42)
...Gadjo: Çingene'ye göre Çingene olmayan (syf. 59)
Bohemyalıların kökenlerinin çok daha eskiye uzandığına inanlar, bunu Kitabı Mukaddes'teki İsrail'in yitik kabileleri, Sam'ın oğullarının soyu geleneğine dek uzandırırlar. (syf. 63)
" Çingeneler Avrupa'nın güzel ırklarından biridir. Gerçek Çingene görmemiş kişiler, onların fiziksel görünümlerine ilişkin bir düşünceye sahip olmak için eski yazarların verdiği imgelere bakmamalıdır. Çingenelerin fiziksel özellikleri, aksine, insanlık estetiği açısından çok önemli bir yer kazandırır onlara. Aralarında sıklıkla çok güzel erkeklere ve çok güzel kadınlara rastlanır. Hafifçe kavruk tenleri, kömür gibi siyah saçları, kalkık ve çok düzgün burunları, beyaz dişleri, oldukça çukur koyu kahverengi gözleri, canlı ya da süzgün bakışları, yürüyüşlerinin genel esnekliği, hareketlerindeki uyum, onları fiziksel güzellik açısında birçok Avrupa halkından daha öne taşıyor. [...] Kesinlikle kadınlar çabuk yaşlanıyorlar. Çoğunlukla sürdükleri zorlu yaşam onlara ilk baştaki güzelliklerini ve tazeliklerini koruma şansı vermiyor."(syf. 67)
Yalnızca Romanyalı Çingeneler aşağı yukarı bir milyon kişi, yani toplam nüfusun yaklaşık %10'unu oluşturuyorlar. Oldukça gelenekçi olan ve tüm geliş gidişlerden sorumlu tutulan çeribaşıların (bu terim Çingene diline Türkçeden geçti ve "kabile reisi" anlamına geliyor) etrafında gruplaşmışlardı.(syf. 110)
Şair Firdevsi'nin anlattığına göre, Pers kralı Behram Gur, hükümdarlığının sonlarına doğru (İ.S. 420-438), Mobedler yoksulların müziği olmamasından yakınınca, Hint Kralından yardım istemiş. "Ey yardımsever kral! Ustaca lavta çalan, kadınlı erkekli on bin Lur seç!" yazmış. Lurlar geldiğinden kral huzuruna getirilmelerini buyurmuş, her birine birer öküz ve eşek vermiş, onlardan birer çiftçi yaratmak istiyormuş; tahsildarları aracılığıyla, bin eşek yüküyle buğday teslim etmiş, çünkü öküzleri ve eşekleriyle toprağı işlemeleri, buğdayları tohum olarak kullanmaları, ürün toplamaları, yoksullar için müzik yapmaları ve bu hizmeti de karşılık beklemeden vermeleri gerekiyormuş. Lurlar gidip öküzleri ve buğdayı yemişler, bir yılın sonunda sararmış yanaklarla karşısına çıkmışlar. Kral onlara: "Tohumları, buğdayları ve topladığınız ürünleri har vurup harman savurmamalıydınız. Şimdi eşekler sizin olsun,onlara eşyalarınızı yükleyin,müzik aletleriniz hazırlayın, onları ipeklerle bezeyin." demiş. Lurlar, bugün hala kralın bu sözleri üstüne, bir geçim kaynağı arayarak, başıboş gezinirler yeryüzünde, ev arkadaşları da köpekler ve kurtlardır, gece gündüz oradan oraya savrulmak için her zaman yollardadırlar. (syf. 116)
Henriette Asséo Kimdir?
Henriette Asséo Paris’te tarih doçenti ve Yüksek Öğretmen Okulu hazırlık sınıfında profesördür. Birçok yayına imzasını atan Asséo, Çingeneler tarihi konusunda ender uzmanlardan biridir. Paris-V-René Descartes Üniversitesi’ndeki Çingene Araştırmaları Merkezi’nde yönetim kurulu üyesidir. Ayrıca Avrupa Birliği’nin destekleriyle Çingeneler üstüne bir dizi yayımlayan bir tarihçi grubunu yönetmektedir.









AKP 'li Devlet Bakanı 

Yorumlar
Saygıyla
selametle..
Emek ve düşünce sanırım her kesimde harklı algılanıyor.
Bana göre Kültürel ve bilimsel bir yazı...
Hoşgörü neleri halledemiyor?