
MİLLİ DEVLET KÜLTÜRÜ Türkiye Yansımaları / Ömer SAY / Kaknüs Yayınları 1998
* Millet, kendi birliğinden haberdar olan siyasi bakımdan devlet şeklinde teşkilatlanmış ve milli devlet kurma kabiliyetine sahip sürekli ve teşkilatlı insan zümresidir. Sy: 11
* Onaltıncı yüzyılda Avrupa da 500 kadar çok az özerk devlet ve prenslik varken; yirminci yüzyıla girerken bu sayı yirmibeşe düşmüştür. Sy:16
* 1374-1400 döneminde avrupa nufusunun % 40 ının veba yüzünden hayatını kaybettiği tahmin edilmektedir. Sy:29
* Machiavelli'ye göre mücadelenin iki yolu vardır. Birincisi yasa ikincisi kuvvet yoludur. Birincisi insanlara ikincisi hayvanlara özgüdür. Çogu zaman birinci yol yeterli gelmediğinde ikinci yola başvurmak gerekir. Bu nedenle hükümdar insanca davranmayı da, hayvanca davranmayı da bilmelidir. Ancak burada ihtiyatlı olmak gerekir. Hükümdarlar halkta kin yaratacak davranışları başkalarına yaptırmalı, kendileri sadece iyi duygular uyandıracak işler yapmalıdır. Yani hükümdar ikiyüzlülüğü çok iyi bilmeli ve uygulayabilmelidir. Sy:33
* Protestanlı zaten uygulamaya konulmuş olan faizlere dinianlamda bir düzenleme/açıklama getirmektedir. Bu açıklama yapılırken tıpkı siyasal alanda olduğu gibi egemenlerin lehine sonuçlanabilecek ya da en azından onların hoşuna gidecek bir yol izlenmektedir. Sy:42
* Ortaçağ'da Batı dünyaya hakim olamadığı için kendini bu dönemde olmüş saymaktadır. Rönesans'ın, yani yeniden doğuş espiriside burada netlik kazanmaktadır. Yeniden doğmak için ölmek gereklidir ve bu ölüm Roma'nın çöküşüdür. Dolayısı ile Ortaçağ'ın Aydınlanma sonrası insanı için karanlık bir çağ olması anlamlıdır. Sy:54
* Herkes için mecburi askerliğin uygulamaya konmasıyla birlikte devletin bekasını sağlayıp onu korumak bütün yurttaşlar için bir ödev olmaktadır. Sy:70
* Kutsal dini metinlerin Almanca, İngilizce v.b dillere tercüme edilmesi bu dilleri kullanan halkların milletleşme sürecinde önemli mesafe almalarına neden olmuştur. Daha sonra her siyasal güç ve millet aynı zamanda kendi dini cemaatini yani kilisesini de kurmuştur. Sy:82
* Matbaa sayesinde el yazması kitaplardan çok daha ufak ve taşınabilir kitaplar basıldığı için, okurun kalabalıktan uzak, kitabıyla baş başa bir köşeye çekilebileceği ve zamanla tamamen sessiz okuma alışkanlığını kazanacağı ruhsal ortamda ortaya çıkmıştır. Sy:86
* Eğitimin herkese yönelik olmadığı dönemlerde okul sistemi, öğretmenin öğrencilerinden her bakımdan daha yukarda olmasını sağlamış ve öğrencinin öğretmenin seviyesine yönelmesini gerektirmiştir. Demokrasinin hakim eğitim sisteminde ise öğretmenin fazileti öğrencinin seviyesinde buluşmasıyla belirir. Dahası, modern eğitimci öğrencinin sosyal ve ruhi arkaplanına dikkat etmek zorundadır. Bunun doğal neticesi olarak okuldaki öğrenim öğrencilere ayarlı gelişmek zorundadır. Sy: 122
* Zira yine Uzunçarşılının belirttiğine göre, padişah é Zahiren hiçbir murakabe ve kontrole tabi değildir; fakat hakikatte ise mukayyeddi; şeri kanunlara katiyyen riayete mecburdu. Sy:129
* Hükümdar iktidarın Allah tarafından kendilerine verildiğini kabul ederken, hukukçular ise iktidarın Allah'ın yeryüzündeki halifesi olan halka ait olduğunu,halkın, başta adalet olmak üzere belirli şartlara uymak kaydıyla bir hükümdara biat ile havale ettiğini, şartların ihlali durumunda hal'ederek iktidarı o kimseden alıp bir başkasına verdiklerini ifade etmişlerdir.
Burada her iki açıdan da mutlak hakimin Allah olduğu düşüncesi ortaya çıksada padişahın yetki sınırlarını belirleyen kaynak dikkate alındığında önemli bir fark vardır. Eğer padişah yetkisini aracısız olarak Allah'tan almış ise iktidarını borçlu olduğu kudret Allah'ın bizzat kendisinde toplanacaktır ve bu nedenle halka hükümdarlığı konusunda herhangi bir diyet borcu bulunmayacaktır. fakat iktidar yetkisi, Allah'ın halifesi olan halk tarafından padişaha biat ile devredilmiş şekliyle ele alındığında padişah, padişahlığını halka borçlu olmaktadır. Sy:129
* Hukukçuların padişah'ı hal'etme yolundaki çıkış noktaları halkın, Allah'ın yeryüzündeki halifesi olmasına bağlamaktadır. Sy:130
* Bey: Kadı'nın hükmü olmadan hiç kimseyi cezalandıramadığı gibi, Kadı da Bey'in kuvvetine dayanmadan hükmünü uygulayamamaktadır. Sy: 132
* İlk defa, 1774'te imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşmasıyla Osmanlı Devleti ruslar'a kendi tabaası olan olan Ortadokslar'ın din ve vicdan hürriyetlerini ve kiliselerini korumayı taahhüt etmiş, böylece gayri müslimlerin sahip oldukları haklar milletlerarası bir mahiyet almaya başlamıştır. Sy: 135
*Tanzimat Fermanı aslında "Padişah'ın mutlak otoriytesini savunarak merkeziyetçi devlet idaresinin, başka deyimle bürokrasinin işlere mutlak bir şekilde el koymasını ifade eder. Sy: 149
* Meclis-i Mebusan'ı süresiz tatili konusunda yapılan eleştiriler için Abdulhamit'in gösterdiği tepki bunu daha net şekilde ortaya koymaktadır. "Düşünmüyorlarmıydı ki Osmanlı ülkesi birçok milletlerin biraraya gelmesinden meydana gelmiştir. Böylesi bir ülkede Meşrutiyet, ülkenin unsuru alisi için ( Temel unsur) ölümdür. İngiliz parlamentosunda bir Hindli, Afrikalı, Mısırlı, Fransız parlamentosunda bir Cezayirli mebus varmıydı ki Osmanlı parlamentosunda Rum, ermeni, Bulgar, Sırp, Arab mebus bulunmasını istemeye kalkıyorlar. Sy: 165
* Kişinin dini için değilde vatanı için hayatını feda etmesi modern toplumun öne çıkardığı bir anlayış olarak belirmektedir. Bu haliyle vatanın kutsallık ifade eden boyutu sekülerleşme bağlamında anlamını kazanmaktadır. Bir başka ifadeyle modern toplumda vatan, kutsallığın dünyevileşmesi ve somutlaşmasıdır. Sy: 191
Ömer SAY kimdir
1965 yılında Sivas/Gürün'de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Gürün'de tamamladı. 1982 yılında İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik bölümüne kaydoldu. 1984 yılında, aynı üniversitenin Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümünde öğrenimine devam etmeye başladı. 1988 yılında bir yıl süreyle yabancı dil öğrenimi için İngiltere'de bulundu ve Türkiye'ye döndükten sonra kısa dönem askerliğini 1990 yılı içinde İngilizce mütercimi olarak tamamladı. Bir süre özel sektörde ithalat elemanı olarak çalıştıktan sonra 1993 yılında Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi'ne araştırma görevlisi olarak atandı. Halen aynı bölümde yardımcı doçent olarak görevini sürdürmektedir.
Say'ın, 1987 yılından itibaren Yedi iklim, Yönelişler ve Seyir dergilerinde öyküleri yayınlanmaktadır.









AKP 'li Devlet Bakanı 

Yorumlar