3. İstanbul Edebiyat Festivali’nin 2. günü “Edebiyat Sosyolojisi Paneli” ve “Cyrano de Bergerac” filmi gösterimiyle sona erdi.
Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi tarafından düzenlenen 3. Edebiyat Festivali’nde 6 Aralık Salı gününün ikinci programı olan Edebiyat Sosyolojisi Paneli “Edebiyat Sosyolojisi Bağlamında Edebiyatta Yenilmişlik Duygusu” başlığıyla gerçekleştirildi. Oturum yöneticiliğini Ertuğrul Aydın'ın üstlendiği programa üçüncü konuşmacı olan Köksal Alver hususi bir sebepten ötürü iştirak edemedi fakat gönderdiği tebliğ okundu.
Modernleşmenin Yendikleri
İlk konuşmayı “Türk Romanında Yenilmişlik Duygusu” adlı sunumuyla yapan Ertuğrul Aydın, Tanzimat edebiyatının İntibah, Araba Sevdası romanları ile Servet-i Fünûn edebiyatının yol açıcı ve özgün örnekleri arasında yer alan Maî ve Siyah, Eylül, Kırık Hayatlar, Aşk-ı Memnu gibi sağlam örgülü ve arka plan odaklı romanların, bunun dışında, Cumhuriyet devri romancılığının Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Fahim Bey ve Biz, Matmazel Noraliya’nın Koltuğu, son dönem-çağdaş Türk edebiyatının Orhan Pamuk imzalı Sessiz Ev, Yeni Hayat, Benim Adım Kırmızı ve Kar romanlarında öne çıkan “yenilmişlik” duygusunu ele alan bir dizi karakter çözümlemesi yaptı.
Türkiye'nin edebiyat serüveninde edebiyatseverleri uzun bir yolculuğa çıkaran Aydın, edebiyatımızdaki yenilmişlik duygusunu anlatarak “Tanzimat, Meşrutiyet, Servet-i Fünûn, Cumhuriyet ve son dönem romanlarımızda yenilmişlik duygusu, yazar bilinçaltı-kahraman yansıması ya da genel bir argüman olarak yer almıştır. Öte yandan da, yabancılaşmanın getirdiği iç ve dış buhranlar, hem toplumsal, hem de psikolojik roman türüne malzeme değeri olarak girmiştir. Bu durum, anlatıcı ve bir eserin sonuç bölümü olarak da romancının/yazarın bilincini, ortaya koyar.” dedi.
Türk şiirinde 'yenilmişler'
İkinci konuşmacı olarak Hayrettin Orhanoğlu, “Türk Şiirinde Yenilmişlik, Çaresizlik Duygusu” başlığı altında, 'özne'nin, 'ben'in çözümlemesiyle giriştiği konuşmasına dilbilgisinden hareketle başladı ve “Modern şiir ve romanda insan fiili kendisi yapıyor ve kendisi etkileniyor, dönüşlü fiiller bize bunu gösteriyor. Bu fiilin bir anlatıcısı var mıdır? Soru budur. Dönüşlülük yargısıyla başladığımız zaman bir şairin kendisini nerde konumladığını da görebiliriz” diye devam etti.
Bu meselenin kökenleri üzerinde durmanın gerekliliğini Descartes'in “Düşünüyorum o halde varım” sözüne atıfla irdeleyen Orhanoğlu, “Burada düşünüyorum o halde Tanrı vardır demiyor, ben varım diyor. Modernlik bu ilahiliğe kendini yaslıyor. Bunun bir sonucu olarak romanda özneyi bulabilirken şiirde bunu bulamayız. Konuşan kimdir bunu bilemeyiz.” diye ifade etti.
Bu özne sorununa odaklanan Orhanoğlu birçok şairin kendisinden uzaklaştığını, kaçtığını hatırlatarak, İlhami Çiçek gibi, Birhan Keskin gibi, Nazir Akalı gibi isimleri örnek gösterdi. Toplumla ve değerle uyuşamayan şairin bir şekilde kaçış gösterdiğini ifade eden yazar, Asaf Halet ve Ahmet Haşim'i de bu 'kaçan' şairler olarak okuyabileceğimizi öne sürdü.
Orhanoğlu, İsmet Özel'in şiirinden bahsederken, onun öne sürdüğü ben'in “isyan eden” bir ben olduğunu söyleyerek, “Onun ben'i yüksek çıkan bir sestir, karşı duruşu vardır. 'Çağımın ellerini yakarım' diyecek kadar gözü karadır. Bu anlamıyla öznenin tarafındadır o” diye ekledi. Bunun yanında Sezai Karakoç'un sesinin Özel kadar yıkıcı değil, kuşatıcı bir niteliğe sahip olduğunu da sözlerine ilave etti.
Orhanoğlu, Türk şiirinde yenilmişlik duygusunu anlattığı konuşmasını teşekkür ederek sonlandırdı. Festivalde 2. gün "Cyrano de Bergerac" filminin gösterimi ve film üzerine Gökhan Yorgancıgil'in söyleşisiyle nihayet buldu.
Neredeyse orijinalinden daha iyi!
Saat 18.00'de Cyrano De Bergerac filminin gösterimi öncesi film üzerine kısa bir sunum yapan Gökhan Yorgancıgil, senaryonun Dreyfus davası sürerken ilk kez bir tiyatro oyunu olarak sahneye konduğunu, pozitivizmin tavan yaptığı bir dönemde ve romantizmin öldüğü söylenen bir zaman diliminde, romantizmin aslında ölmediğini ve belki de ömür boyu devam edeceğini gösterdiğini anlattı. Yorgancıgil, Orijinal eserin ilk Türkçe çevirisi olan Sabri Esat Siyavuşgil çevirisini de hatırlatarak, bu tercümenin Fransızcayı da Türkçeyi de iyi bilen uzmanlar tarafından “nerdeyse orjinalinden daha iyi” nitelemesine mazhar olduğunu söyledi. Remzi Kitabevinin eserin çevirisini günümüz Türkçesine uyarlama, dolayısıyla sadeleştirme çabasının, o 'efsanevi' tercümeyi eksilttiğini de sözlerine ekleyen Yorgancıgil, konuşmasını bitirdikten sonra izleyenlerin arasına katıldı. Hemen ardındansa Cyrano de Bergerac filminin gösterimi yapıldı.
3. İstanbul Edebiyat Festivali, 7 Aralık Çarşamba günü saat 13.30’da Hüseyin Akın, Ali Günvar ve Gonca Özmen’in katılımıyla “Şiir Atölyesi”; saat 16.00’da Mahmut Bıyıklı, Gökdemir İhsan ve Samed Karagöz’ün katılımıyla “İnternet ve Edebiyat Paneli”; saat 18.00’de Hale Kaplan Öz, Bedir Acar ve Cem Erciyes’in katılımıyla “Kültür ve Sanat Editörlüğü Atölyesi” ile devam edecek.
Festival, 8 Aralık Perşembe günü ise, saat 13.30’da Melike Günyüz, Bestami Yazgan ve Nevzat Yüksel’in katılımıyla “Çocuk Edebiyatı Atölyesi”; saat 16.00’da Ayşe Ece, Cemal Aydın ve Tozan Alkan’ın katılımıyla “Edebiyatımızda Çeviri Atölyesi”; saat 18.00’de ise Abdurrahman Şen, Faysal Sosysal ve Metin Öztürk’ün katılımıyla “Sinema ve Edebiyat Uyarlamaları Paneli” ile devam edecek.
Yorumlar