Altsayfa

Dosyalar

ÇİNGENELER BİR AVRUPA YAZGISI:    Çingeneler Avrupa'nın güzel ırklarından biridir. Gerçek Çingene görmemiş kişiler, onların fiziksel görünümlerine ilişkin bir düşünceye sahip olmak için eski yazarların verdiği imgelere bakmamalıdır.
 

RUMELİ’YE GEÇİŞ : Salla Rumeli'ye geçilip buraların fethedildiği düşüncesi, tamamen gerçek dışıdır. Karasi gazilerinin Osmanlı’dan önce Rumeli'ye sallarla geçip, yağmada bulunmalarıyla ilgili olaylar, Osmanlı'ya atfedilmiştir.

Edebiyatname

Confessions of a ShopaholicSanmanki talebi devlet ü câh etmeye geldik.  Biz aleme bir yâr için âh etmeye geldik
e-Posta Yazdır PDF

3. İstanbul Edebiyat Festivali, “Edebiyat Mevsimi Büyük Ödülleri” ödül töreniyle nihayete erdi.

 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü uhdesinde Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul tarafından gerçekleştirilen 3. İstanbul Edebiyat Festivali’nin, altıncı ve son günü “Edebiyatımızda Hatırat Paneli” ile başladı.

Hatırat yazmak, tarihin içinde smokin giymektir.

 

Oturum yöneticisi Kamil Büyüker, önceki gün kaybettiğimiz  Kutuz Hoca‘yı rahmetle anarak başladığı konuşmasına, Kutuz Hoca’nın hatıratının Cumhuriyet dönemine ilişkin önemli kayıtlar içerdiğini belirtti. Kamil Büyüker edebiyatımızda hatıratın başka toplumlardan daha geç gelişmesi ile ilgili olarak, eski zamanlarda hatırat yazmanın iyi karşılanmadığını çünkü bunun dünyevi şeylere fazlaca bağlanmak sayıldığını dolayısıyla dinî olarak hoş karşılanmadığını, bu yüzden edebiyatımızda hatıratın olgunlaşmasının geciktirdiğini söyledi. Hatıratlarını yazmayan toplumların romanlarında sahicilikten uzaklaştığını belirtti. Daha sonra sözü diğer konuşmacılardan Haluk Oral’a verdi.

 

Haluk Oral, hatıratı aynaya benzeterek nereden baktığınıza göre gösterdiği şeyin değişebildiğinden bahsederek söze başladı. Mektubun hatırat içinde daha farklı bir yerde olduğunu söyledi. Mektubun, herkesin okuması için yazılmadığından daha sıcak ve dönemin havasını daha iyi yansıtan bir özelliğe sahip olduğunu söyledi. Hatırat yazmanın “tarihin içinde smokin giymek” gibi algılanabileceğinden yani hatırat yazarken daha ciddi olunduğundan mektubun biraz daha kaygısızca yazıldığından bahsetti.

 

Emine Çaykara ise hatırat yazarken doğruyu aksettirme çabasından, dürüstlüğün öneminden bahsetti. Hatırat yazmanın çok meşakkatli ve sabır gerektiren bir iş olduğunu, hatıratı yazılacak kişiyle sağlam bir bağ kurmanın gerektiğini anlattı.

 

Konuşmacılar hatıratlarda toplumsal ve bireysel zihniyet gelişiminin okunabileceğini bugünün bakış açısıyla farklı bir yorum elde edebileceğini söylediler. Aynı zamanda hatıratın objektif olmasını beklememek gerektiğine vurgu yaptılar.

 

2011 Yılında Türk Edebiyatı değerlendirildi.

 

Günün ikinci yarısında ise Ali Ural’ın yöneticiliğinde, “2011 Yılında Türk Edebiyatı Açıkoturumu” yapıldı. Konuşmacıların Hüseyin Su, Metin Celal, Ali Ural ve Ali Galip Yener olduğu panelde ilk olarak Ali Galip Yener’e söz verildi. ”Eleştiri ve deneme iyi bir yere gidiyor mu?” sorusu hakkında konuşmaya başlayan yazar 2011 yılında deneme ve eleştiri türlerinde verilen eserleri analiz ederek görüşlerini dile getirdi.

 

Hüseyin Su, öykücülük hakkındaki konuşmasında son dönem Türk öykücülüğü’nün gelişimi ve sorunlarından bahsetti. Geride bıraktığımız yılda öykü dalında çıkan kitaplardan konuştu. Yeni dönemde yazarların görünme tutkusunun ortaya çıktığını bunun zararlı olabileceğinden dem vurdu.

 

Metin Celal 2011 yılında Türk edebiyatında romandan bahsettiği konuşmasında, genel olarak popüler olan ile sahici olan romanlar arasındaki farklardan bahsetti. Bu sene çıkan bazı romanlar da değerlendirildi.

 

Son olarak Ali Ural, 2011 yılında Türk edebiyatında şiirden bahsetti. Bu sene çıkan kitaplar üzerinden bir değerlendirme yapan Ural, genel olarak Türk şiirinin 2011 yılındaki bir röntgenini çekti. Açıkoturum soru cevap faslıyla sona erdi.

 

2011 Edebiyat Mevsimi Büyük Ödülleri sahiplerini buldu

 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü uhdesinde Türkiye Yazarlar Birliği tarafından gerçekleştirilen içerisinde atölye çalışmalarından açık oturum ve panellere, film gösterimlerinden konserlere kadar 20 farklı etkinliğin yer aldığı ve 44 sanatçı ve bilim insanının katıldığı 3. Edebiyat Festivali dolu dolu geçen altı günün ardından Üsküdar Katibim Restaurant’ta düzenlenen ödül töreni ve davet ile son buldu. Yaklaşık 120 kişilik, üst düzey yöneticiden edebiyatçılara, gençlerden basın mensuplarına seçkin bir topluluğun yer aldığı törende, sanatçı Bekir Sıddık Soysal’ın incelikle üzerinde çalıştığı belli olan “alem” temalı ödüller sahiplerine verildi.

 

Saat 19.30’da Katibim Restaurant’ta yapılan ödül töreninden önce, TYB İstanbul Şubesi başkanvekili İrfan Çalışan, altı gün boyunca süren festivalin genel bir değerlendirmesini yaptı. Bu sene üçüncüsü düzenlenen festivalin, ilk ikisinin yapılış sürecinden de bahseden Çalışan, üçüncü festivalde özellikle her oturumda salonun doluluğundan ve ilgiyle ve dikkatle etkinlikleri takip eden insanların çokluğuna da vurgu yaptı. Bunun TYB İstanbul Şubesi için en önemli kazançlardan birisi olduğunu söyleyen İrfan Çalışan, festivalin verimli ve sorunsuz bir şekilde nihayete erdiğini; 4. İstanbul Edebiyat Festivali için şimdiden çalışmalara başlayacaklarını sözlerine ekledi.

 

Değerlendirme konuşmalarının ardından söz alan TYB İstanbul Şubesi başkanı A. Ali Ural, “2011 Edebiyat Mevsimi Büyük Ödülleri”ni almaya jüri tarafından değer görülen edebiyatçıları açıkladı ve ödüllerin neden o isimlere verildiğini gerekçelendirdi. “2011 Edebiyat Mevsimi Büyük Ödülü”, “roman” dalında Emine Işınsu’ya verildi. Işınsu’ya ödülü, İBB Kültür Müdürü Hüseyin Öztürk tarafından takdim edildi. “Deneme” dalında ödüle layık görülen isim ise Nurdan Gürbilek’ti. Gürbilek’e ödülünü Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi başkanı A. Ali Ural verdi. “Hikaye” dalında ödül Necati Mert’e verildi. Necati Mert’e ödülü, yazar Hüseyin Su tarafından takdim edildi. “Şiir” dalında ise ödül Sedat Umran’a verildi. Umran’a ödülü Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Ömer Saraç tarafından verildi.

 

Tören, yapılan teşekkür konuşmalarının ardından verilen yemekle son buldu.


Yorumlar

İsim *
Email (Doğrulama & Cevaplar)
URL
Kod   
ChronoComments by Joomla Professional Solutions
Yorumu Gönder
 
Şuan Bu Sayfadasınız:

Sessizlik

Confessions of a Shopaholic Hayatın bir seher yeli kadar kısa olduğu anlarda gökyüzündeki kuşların çığlıkları bir başka gelir insanın kulağına. Ve sessizlik çöktüğünde gökyüzünün perçemine bir başka olur insan.

Haberler

Confessions of a Shopaholic AKP 'li Devlet Bakanı Egemen Bağış "Heybeliada Ruhban Okulunun, Türk vatandaşlarının ihtiyaçları olan hizmetleri sunabilmek için açılması gerektiğine inanıyorum." dedi.

Bilgi

Sample Images
II. Dünya savaşından sonra bir ilk gerçekleşerek kadın iş gücü bu tarihe kadar görülmemiş bir şekilde günlük hayata girdi. Savaşlar nedeniyle çok büyük kayıplar veren erkek iş gücüne destek olarak kadın iş gücü hayat bulmuş oldu.

Gündem

2006 yılında hükümet FİSKOBİRLİK ile kavgaya girdi. Ardından FİSKOBİRLİK yok olunca, şimdi de yerine kurulan TMO destekleme alımı yapmayınca üretici fındık kartellerinin pençesine insafsızca teslim edilmiş oldu

En Fazla Okunanlar

Altsayfa

Confessions of a Shopaholic

Her sayfanın altında bir sır gizlidir. İster sayfanın altını karıştırısın, ister sayfayı kapatır çıkarsın.