HÜRRİYET YİNE ÇARPITIYOR
Refahyol Hükümeti’ni kuran Necmettin Erbakan, güven oylamasından iki gün önce, 6 Temmuz 1996’da, Meclis kürsüsünden Hükümet Programı’nı okumuş ve basını açıkça tehdit etmişti. Erbakan, o gün kürsüden aynen şunları söylemişti: "Bu medya şimdi bize karşı ama birkaç gün sonra bizi methetmeye başlayacak. Hele bir methetmesin bakalım. ’Şu bankaya olan borcunu öde bakalım’ dediğimiz zaman methetmeye başlayıp, ’Bu RP ne nimetmiş’ demeye başlayacak."Alıntı:
Başbakan Erbakan, güvenoylamasından 2 gün önce Meclis’te basını açıkça tehdit etmiş, "Bu medya şimdi bize karşı ama birkaç gün sonra bizi methetmeye başlayacak. Hele bir methetmesin bakalım. ’Şu bankaya olan borcunu öde bakalım’ dediğimiz zaman methetmeye başlayıp, ’Bu RP ne nimetmiş" demeye başlayacak" demişti. Güvenoyu aldığı gün eline ulaşan mektupta ise Aydın Doğan aynen şöyle diyordu: Artık hükümettesiniz. Kamu bankaları, devletin denetim kurumları size istediğiniz bilgiyi anında verebilir. Kim, hangi kamu bankalarından siyasi nüfuz kullanarak kredi çekmiş, hangi avantajlar sağlamış, hiç durmayın, hemen kamuoyuna açıklayın ... Önce beni bir vatandaş olarak en fazla rahatsız eden noktadan başlayayım. Diyorsunuz ki, ’Medyanın bir eli devlet kasasında, öteki eli ülkenin direksiyonunda.’ Yanılıyorsunuz. |
“Bakın, bugün, kıymetli arkadaşımız Sayın Bülent Ecevit Beyefendi "efendim, Refah Partisi sansür koyacak" dedi. Kim demiş bunu; bu bir önyargı. İşte programımız, ne yapacağımızı söylemişiz. Şimdi, şu memlekette, hatta basının içerisindeki insanlar dahil ve bizzat Sayın Ecevit Beyefendi, bir kısım basın, birtakım şerefli insanları, kim olursa olsun, baştan yargısız infaz yapacak, suçlu sayacak, günlerce bunun hakkında manşetler atacak ve bu manşetleri halka okutmak için de cıncık boncuk, tabak çanak dağıtacak (Gülüşmeler) ve bu tabakları çanakları da, haksız bir şekilde, devlet bankasından aldığı parayla, KDV'ler MDV'ler ödemeden, özel muameleyle -bu rantiyecilerin bir eli devletin kasasında dediğimiz bu; kendilerine bu kolaylıkları göstermek için yönetimi etkilediler şeklinde "bir elleri devletin direksiyonunda" diyoruz- Allah aşkına, bu ülkeyi bu Parlamento mu yönetecek, üç tane rantiyeci gazeteci mi yönetecek?.. (RP ve DYP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Türkiye'de rejimin yerine oturması hepimizin temel meselesi değil mi; ama, bu, hiçbir zaman, protokolümüzde de yazdığımız gibi, haber alma hürriyetini, haber yayma hürriyetini kısıtlamak değil. Onlara her türlü teknik yardımı yapalım, devlet olarak. Biz, Sayın Ecevit'le beraber Hükümetken, bu gazetelere "geliniz, devlet olarak beraber dağıtım teşkilatı kuralım; birtakım küçük gazeteler gelişemiyor" demiştik; kendileri hatırlayacaklar; Orhan Birgit Bey de basın yayından sorumlu Bakanımızdı. Böyle bir şey yapılması, elbette, ülke için son derece faydalı olur. Yani, iki tane tröst, bunların dağıtım teşkilatını eline alacak, yüzde 30'unu vermezsen senin gazeteni dağıtmam diyecek. Eee, sonra da art maksatlı olarak kendi bildiği propagandaları yapacak. Şimdi, bakın, takip edin; o gazeteler, üç gün sonra bizi, nasıl methetmeye başlayacaklar; göreceksiniz. (RP sıralarından alkışlar) Takip edin, hele bir methetmesinler bakalım! Ödeyin şu bankalara borçlarınızı dediğimiz zaman ne olacak?!
ŞADAN TUZCU (İstanbul) - Demeyecek misiniz Hocam?!
BAŞBAKAN NECMETTİN ERBAKAN (Devamla) - Bak... Bak... Onlar, pazartesi gününe kadar, aman bu Refah Hükümeti kurulmasın; çünkü, bunlar, bu parayı bize ödettirir mi ödettirir diye bildikleri için çırpındı, durdu; ama, şimdi, güçleri yetmeyince, göreceksiniz, yüzseksen derece dönecekler. Meğer bu Refah Partisi ne büyük nimetmiş de bizim haberimiz yok!.. Göreceksiniz.
ŞADAN TUZCU (İstanbul) - Ödeyecekler mi onlar?..
BAŞBAKAN NECMETTİN ERBAKAN (Devamla) - İşte, basınımızın hali budur. Bunu, Meclis...
MEHMET CAVİT KAVAK (İstanbul) - Siz affedersiniz Hocam.
BAŞBAKAN NECMETTİN ERBAKAN (Devamla) - Bu devlet işi, hükümet işi değil.
Bunların düzene konması için, medenî bir ülkede olması icap eden hale gelmesi için hep beraber, bu kanun maddelerini tanzim edeceğiz. Eğer, burada, basın özgürlüğünü haleldar yapacak bir madde varsa, hangimiz bu yola tevessül ederse, beraberce önleyeceğiz; ama, insanların haysiyet ve şerefiyle oynanacak noktalarda da yine, beraberce gereken tedbirleri alacağız ve ülkemizi medenî ülkelerdeki duruma getireceğiz. Hepimiz, Batı ülkelerini biliyoruz; Batı ülkelerinde hangi gazete tabak çanak dağıtıyor; Batı ülkelerinde hangi gazete insan haysiyetiyle bu kadar rahat oynayabiliyor ve hangisi oynadığı zaman müeyyidesiz kalıyor... Türkiye'de öyle bir basın durumu var ki, efendim, isterseniz yargı var; üç senede yargıdan bir sonuç aldığınız yok! Neye yarar o yargı, neye yarar?!. Onun için, hep beraber "basın davaları bir ayda sonuçlanacak" diye kanuna madde koyacağız. (RP sıralarından alkışlar) Öyle, üç sene... Çocuk oyuncağı değil; böyle şey mi olur? İstediği gibi, istediğini yazsın çizsin, insanların haysiyetiyle oynasın ve bunun bir müeyyidesi olmasın; hayır...
Bu ülke hepimizin; bunları, elbirliğiyle düzelteceğiz ve işte, bizim koyduğumuz bu maddeler, bunları hatırlatacak maddelerdir; yoksa, bu kanunların hepsini, beraberce hazırlayacağız.”
Ve Başbakan Erbakan konuşmasına devam ediyor aynı gün :
“İkinci bir önemli husus da, bütün bakanlarımız emrinizdedir, istediğiniz şeyi sorabilirsiniz, en kısa zamanda bu sorularınıza cevap verilecek, bir tek cevapsız mesele kalmayacak. (RP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Bu söylediğim şeye çok önem veriyorum; neden; çünkü, biz, hükümete gelmeden önce, şu belediyelere nasıl yardım yapılmış; kırk tane yazı yazdık, bir tanesinin cevabını alamadık -daha bunun gibi ne yazılarımız vardır- şu birtakım medyaya, hangi krediler verildi; hangi bankalardı; kırk tane yazımız var, hiçbirinin cevabı yok. Ama, şimdi, ne sorarsanız, bu Hükümet sizin emrinizdedir; bütün bu sorularınızın cevapları, size, en doğru bir şekilde takdim edilecektir. Siz, milletin temsilcisisiniz, her şeyi bileceksiniz ve her şeyde, milleti temsilen egemen olacaksınız. Bu söze, hep beraber sadık olacağız.”
Bir ayrıntıyı da yakalamak gerekir. Aynı gün Meclis Kürsüsünde Başbakan Erbakandan önce söz alan konuşmacıların yorumlarını da birlikte değerlendirmeliyiz. Başbakan yapmış olduğu konuşmayı bu konuşmaların ardından dile getirmiştir. Bakalım ilk kürsüde madya ya değinen Trabzon Milletvekili Şeref MALKOÇ ne diyor :
“Soruşturma komisyonlarındaki dosyaların kapatılacağı iddia edilmektedir. Kim iddia ediyor bunu; birkısım medya ve birkısım insanlar; bu doğru değildir. Meclis, bu konuda, gerekli görevini yapacaktır. Bu, tamamen asılsız ve gerçekdışı bir iddiadır.
Hükümet Programında, bu denetim faaliyetlerinin nasıl yapılacağı çok açık ifadelerle yer almıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin denetim faaliyetleri, kişilerin şeref ve haysiyetlerini rencide etmeden, Anayasa ve hukuk kurallarına uygun olarak yapılacaktır. Yoksa, gelişigüzel, medyanın öncülüğünde yapılacak değildir; çünkü, Türkiye bir hukuk devletidir; neyin nasıl yapılacağı Anayasada ve diğer kanunlarda açıkça yazılmıştır.
Bütün bunlar, Refah Partimiz tarafından, defalarca açıklandı, defalarca dile getirildi. Bile bile aynı iddiaların tekrar edilmesi, birkısım çevrelerin ve onların etkisindeki medyanın, bu Hükümetin kurulmasını engellemelerinden kaynaklanmaktadır. Onların arzusu, bu Hükümet kurulmasın; Hükümet kurulmasın, halkın meseleleri çözülmesin, sömürü düzenleri devam etsin, halk ıstırap çekmeye devam etsin; rantiyecilerin istediği budur. Ancak, bu Meclis, bu Yüce Meclis, rantiyecilerin sesine kulak vermeyecektir. (RP sıralarından alkışlar)”
Ve işte bugün manşetlere taşınan ve yorumlanan söz gündeme geliyor konuşmasının devamında Trabzon Milletvekili Şeref MALKOÇ tarafından :
“Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu Hükümetin kurulmasını engellemek veya en azından zorlaştırmak için, birkısım medya ve bazı iş çevreleri, çeşitli isnat ve iftiralarda bulundular, basına sansür koyacağımızı iddia ettiler. Halbuki, Hükümet Programında, basının meselelerinin nasıl çözüme kavuşturulacağı ve bunların basın kuruluşlarıyla birlikte yapılacak görüşmelerin sonucunda nasıl çözüleceği çok açık olarak ifade edilmiştir. Hükümet Programında, vatandaşlarımızın haber alma, bilgi edinme hürriyetlerini en geniş şekilde kullanmalarını sağlayacak yasal düzenlemelerin yapılacağı ifade edilmiştir. Ayrıca, bu programda, Hükümetimizin, haberleşme hak ve hürriyetini çağdaş dünyanın gelişmelerine uygun boyutlara ulaştırmak için, altyapıyı ve teknik hizmetleri hazırlayacağı ifade edilmektedir. Hepsinden önemlisi, Anadolu basınını destekleyeceği bu programda yer almıştır. Bu mudur basına sansür koyma? Basının teknik imkânlarını artırmak mıdır basına sansür koyma?
Bu düzenlemeler yapılırken, herkesin kişilik haklarının, bütün medenî ülkelerde olduğu gibi korunacağı açıkça ifade edilince, bazı kimseler, bunu, basına sansür koyma olarak değerlendirdiler. Kişiliklere, şeref ve haysiyetlere tecavüz etmeyi, basında, yargısız infazı itiyat haline getirenler, bunu, sansür olarak nitelendirdiler. Normaldir; onlar, kanunsuzluk ve hukuksuzluk istiyor. Ancak, şunu iyi bilsinler, anlasınlar ki, bu millet, onların sözlerine aldanmayacaktır. Basının gerçek görevlerinden haberdar olan ve mesleğe ömrünü vermiş gerçek medya mensuplarının, en az bizim kadar, medyanın bu tutumundan rahatsız olduklarını bilmekteyiz. Bu birkısım medyanın bir eli devletin kasasında, diğer eli devletin direksiyonundadır. Ancak, bu Meclis, yeni türeyen bu medya sektörünü hukukun çizgisine inşallah çekecektir. Bu sektör, her gün kendi menfaatları doğrultusunda bir hükümet kurup, bir hükümet yıkmayı meslek edinmiştir.”
Trabzon Milletvekili Şeref MALKOÇ medya ile ilgili sözlerini aşağıdaki açıklamalarıyla da netleştirmiştir
“Refah Partisi, yasama, yürütme ve yargıdan sonra, basının rolünü samimiyetle bilmektedir. Sağlıklı bir şekilde işleyen demokrasinin en güzel müesseselerinden biri de basındır. Türkiye'de, azınlıkta da olsa, bu nitelikte, basın ahlak kurallarına riayet etmeyen basın mensupları vardır; ancak, biz inanıyoruz ki, yine medya, kendi içerisinde oluşturacağı denetim sistemiyle, hukukun dışına çıkan diğer medyayı ve basın mensuplarını, hem basın ahlak yasaları ilkesi dairesine çekecek hem de hukukun üstünlüğü ilkesine çekecektir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerimi bağlıyorum.”
Sonuç olarak Aydın Doğan tarafından yazıldığı iddaa edilen mektuptaki
1) “Bu birkısım medyanın bir eli devletin kasasında, diğer eli devletin direksiyonundadır.” İfadesi Başbakana ait değil Şeref MALKOÇ a ait bir ifadedir ki Başbakan bunun yanlış anlaşılmaması için cümleyi açıklamıştır.” bu rantiyecilerin bir eli devletin kasasında dediğimiz bu; kendilerine bu kolaylıkları göstermek için yönetimi etkilediler şeklinde "bir elleri devletin direksiyonunda" diyoruz”
2) İdda edilenin aksine konuşma boyunca basının nasıl destekleneceği anlatılmış ve basın tekellerine karşı Anadolu basınına verilecek destek ifade edilmiştir. “Yani, iki tane tröst, bunların dağıtım teşkilatını eline alacak, yüzde 30'unu vermezsen senin gazeteni dağıtmam diyecek. Eee, sonra da art maksatlı olarak kendi bildiği propagandaları yapacak.”
3) Kürsüde Başbakanın itiraz ettiği gazetelerin vermiş oldukları promosyanlar değil, bunun zamanlamasıydı. “manşetleri halka okutmak için de cıncık boncuk, tabak çanak dağıtacak” Sadece promosyonu alabilmek için insanlar gazete bayilerine koşmuş ve bilinç yıkama çalışmalarının en büyük ayağı olan gazete manşetlerini bu promosyon ürünleri sayesinde okumuşlardı.
4) İtirazın devamında açıkca belirtildiği gibi “KDV'ler MDV'ler ödemeden, özel muameleyle” alınan destek konu dilmekteydi. Nitekim bu KDV den muaf tutularak dağıtılan bu promosyonlar gazete sahiplerine haksız bir üstünlük sağlamıştı. Promosyon ile ilgili düzenlemeler yapılana kadar işte bu KDV den muaf tutulma haksızlığı ile dağıtılan promosyonlarla halkın bilinç yapısı değiştirilmeye uğraşıldı
5) Başbakan Erbakan konuşmasında basını tehtid etmemiştir. “protokolümüzde de yazdığımız gibi, haber alma hürriyetini, haber yayma hürriyetini kısıtlamak değil” aksine bu ifadelerinde açıkca basına destek verdiğini belirtmiştir.
6) Meclis kürsüsünde Başbakan Erbakan “Onlara her türlü teknik yardımı yapalım, devlet olarak.” diyerek basına her türlü desteğini vereceğini açıklamıştır o gün.
7) Hatta Ecevit’le yapmış olduğu koalisyona atıfta bulunarak o gün kullandığı sözünü "geliniz, devlet olarak beraber dağıtım teşkilatı kuralım; birtakım küçük gazeteler gelişemiyor" hatırlatarak. Küçük gazetelere bile ne kadar değer verdiğini ifade etmiştir.Gelirlerinin %30 u na el koymak isteyen dağıtım tekellerine karşı basının yanında olduğunu belirtmiştir.
8) Basın özgürlüğünü garinti altına alarak bu konuda meclisi takipci olmaya davet etmiştir “Eğer, burada, basın özgürlüğünü haleldar yapacak bir madde varsa, hangimiz bu yola tevessül ederse, beraberce önleyeceğiz”
9) Basına sonsuz desteğini verirken basını kullanarak imparatorluk kurmak isteyenleri uyarmış ve bu konuda önlem alınmasını istemiştir konuşmasında “; ama, insanların haysiyet ve şerefiyle oynanacak noktalarda da yine, beraberce gereken tedbirleri alacağız”
10) Basının taraflı yayıncılığı ile töhmet altında kalan mağdurları korumuş ve “"basın davaları bir ayda sonuçlanacak" diye kanuna madde koyacağız” diyerek camur at izi kalsın fikrini güden medyayı uyarmış “İstediği gibi, istediğini yazsın çizsin, insanların haysiyetiyle oynasın ve bunun bir müeyyidesi olmasın; hayır” demek suretiyle de bu konuda yargıya davaların bir an önce çözümlenmesi için destek verdiğini belirtmiştir Meclis konuşmasında.
11) “şu birtakım medyaya, hangi krediler verildi; hangi bankalardı; kırk tane yazımız var, hiçbirinin cevabı yok. Ama, şimdi, ne sorarsanız, bu Hükümet sizin emrinizdedir; bütün bu sorularınızın cevapları, size, en doğru bir şekilde takdim edilecektir.” Diyerek hükümetinin ne kadar şeffaf olacağını açıklamış, tüm medyanın kayıtlarını açık tutacağını belirtmiş ve bunu yapmıştır da.
Bunlar benim sadece meclis kayıtlarından aldığım bilgilere göre şahsi olarak gördüğüm Hürriyet gazetesinin basit çarpıtmalarıdır. Detaylı bilgileri ve işin aslını genel merkezimiz ortaya koyacaktır. Ancak zihinlerdeki bulanıklığı kaldırmak için Hürriyetin Başbakan Erbakanın konuşmasını nasıl çarpıttığını ortaya koymak istedim sadece. Sahte bilgiler üzerine inşa edilen yazıdaki yanlışlıklar ise belgeleriyle ispat edilecektir elbet.
Tevfik YAZICILAR









AKP 'li Devlet Bakanı 

Yorumlar