Altsayfa

Dosyalar

ÇİNGENELER BİR AVRUPA YAZGISI:    Çingeneler Avrupa'nın güzel ırklarından biridir. Gerçek Çingene görmemiş kişiler, onların fiziksel görünümlerine ilişkin bir düşünceye sahip olmak için eski yazarların verdiği imgelere bakmamalıdır.
 

RUMELİ’YE GEÇİŞ : Salla Rumeli'ye geçilip buraların fethedildiği düşüncesi, tamamen gerçek dışıdır. Karasi gazilerinin Osmanlı’dan önce Rumeli'ye sallarla geçip, yağmada bulunmalarıyla ilgili olaylar, Osmanlı'ya atfedilmiştir.

Edebiyatname

Confessions of a ShopaholicSanmanki talebi devlet ü câh etmeye geldik.  Biz aleme bir yâr için âh etmeye geldik
e-Posta Yazdır PDF

Dal Mümün” derledi ona.
1860 da Yunanistan’da doğmuştu.
Karamanlı ismindeki tütüncü bir dağ köyünde.
Çiçeklerle bezeli Rodop Dağları'nın yamaçlarında…

Kireç badanalı bir evde geçmişti çocukluğu.
Büyüdüğünde uzun boylu, esmer bir delikanlı olmuştu.
İnce uzun simasına da pek yakışmıştı “dal” lâkabı…


Bir kızı sevmişti Dal Mümün.
Komşu Nedirli köyünden.
Sarı saçlı, boncuk gözlü, al yanaklı bir kızcağızdı sevdiceği.
Bir köy düğününde cüguş oynarken seçmişti onu gözleri.
Mari, kimdir bu cihan güzeli” diye sormuştu bir akranına.
Dağlara çarpan nağmelerini bastırmaya çalışarak.
Davulla zurnanın.
Aldığı cevap, adeta bir mıh gibi kazınacaktı ruhuna:
Fetye...

Dal Mümün, bacısını aracı koştu.
Gönlünü çaldı Fetye kızın.
Öylesine büyük bir sevdayla bağlandılar ki birbirlerine.
Adlarına maniler söylendi, türküler yakıldı.
Onlar için şakımaya başladı Çal Dağı’ndaki bütün bülbüller.
Allı morlu bütün goncalar onlar için açmaya başladı.

Mümün
henüz yirmisine varmamıştı.
Düşman Tuna’dan kopmuş geliyor…” dediklerinde.

Gözleri buğulanmıştı kırmızı yanaklı Fetye’nin.
Mümün’inin “Ben askere yazıldım, gidiyorum” dediğinde.

Hemen vermişti cevabını güzel kız.
Karasu Irmağı gibi deli akan gözyaşları içinde:
Bekleyeceğim seni Mümün…

Tez zamanda düğünleri olmuştu.
Delikanlı harp bitip askerden döndüğü vakit.

Misafirler gelmişti düğünlerine.
Dal Mümün’le Fetye kızın.
Muratlı’dan, Koçoğulları’ndan, Çayleyik’ten.
Baraklı’dan, Mustafaoğulları’ndan.
Ahmetli’den, Sepetçiler’den, Gaziler’den…

Yıllar vardı ki böyle şanlı bir düğün görmemişti.
Rodop dağları…
Beylerden kuzu hediye edenler olmuştu.
Kazanlarca pilav ikram edilmişti.
Davullar yerinden oynatmıştı koskoca Urumelini....
Bayram niyetine kutlanmıştı adeta.
Sevdaları dillere düşen iki gencin kavuşması.

Dal Mümün, evlenince daha bir sevdi Fetye’yi.
Onu yere göğe sığdıramadı.
Gözü gibi baktı ona.
Nazarlardan, kem gözlerden sakındı sevdiğini.
Lokumlar, basma entariler, feraceler ile sevindirdi onu.
Ne zaman çarşıdan dönse…

Karanfilim” diye seslendi.
Her defasında hayat arkadaşına.
Onun kırmızı yanaklarından aldığı ilhamla…

Ömürlerince hiç birbirlerini kırmadılar.
Beraber kocadılar Fetye ile Mümün.

Allah, onlara aslan parçası gibi bir kızancık verdi.
Anası gibi de boncuk gözlü bir kızçe nasip etti.
Sevgiyle büyüttüler çocuklarını.
Kızlarını Çayleyik’e gelin ettiler.
Oğullarına Mincinos’tan akça bir gelin aldılar.
Boy boy torunları oldu.

Bir hazan yaprağı misali soldu Fetye.
1924’ün son aylarında.
Salası okunduğunda dondu kaldı herkes.
Mümün Efendi ne yapacak şimdi” diye sordular birbirlerine.
Tam da muhacir gidecekken nasıl katlanacak buna”.
"Şimdi Dal Mümüncük” dediler.

Soğuk bir kış günü toprağa verdi Dal Mümün.
Karanfil'ini.
Bir maşrapa su döktü üzerine.
Mezarının üzerine lâpa lâpa kar yağarken…

A be kırmızı karanfilim” dedi Dal Mümün.
Dökerim te bu can suyunu sana, lâkin…
Bilmez misin ki tutmaz çiçecikler bu kış kıyamette...

Dal Mümün, veda etti Urumeli topraklarına.
Bir ay sonra Nedirli köyündeki tüm komşularıyla beraber.
Mübadele, onları hiç bilmedikleri topraklara savurup attı.
Ökse’ye yerleştirdiler onları.
Samsun’un Karadenize bakan yamaçlarındaki…

Bu topraklarda tutunamadı Mümün Efendi.
Tıpkı, kış kıyamette toprağına tutunamayan.
Kırmızı karanfili gibi.

Dokuz tahtanın altına girdi Dal Mümün.
Günün birinde ezeli bir özlemle kavrularak.
Karanfil’inin mezarından çok uzaklarda…
……………

30 Ocak 2010 Cumartesi
günü İskelede idik.
Binlerce mübadilin ayak bastığı Tütün İskelesi'nde.
1924 yılında…

Aziz anıları için birer karanfil bıraktık.
Binlerce mübadilin torunları olarak.
Karanfil'lerini bırakıp geldikleri iskelede…

 


Yücel TANYERİ

 

Öykü, arkadaşım Akın Özgün’den alınmıştır.
Tören fotoğrafları için :
http://picasaweb.google.com.tr/tanyeri/Kirmizikaranfil#


Yorumlar

İsim *
Email (Doğrulama & Cevaplar)
URL
Kod   
ChronoComments by Joomla Professional Solutions
Yorumu Gönder
 
Şuan Bu Sayfadasınız:

Sessizlik

Confessions of a Shopaholic Hayatın bir seher yeli kadar kısa olduğu anlarda gökyüzündeki kuşların çığlıkları bir başka gelir insanın kulağına. Ve sessizlik çöktüğünde gökyüzünün perçemine bir başka olur insan.

Haberler

Confessions of a Shopaholic AKP 'li Devlet Bakanı Egemen Bağış "Heybeliada Ruhban Okulunun, Türk vatandaşlarının ihtiyaçları olan hizmetleri sunabilmek için açılması gerektiğine inanıyorum." dedi.

Bilgi

Sample Images
II. Dünya savaşından sonra bir ilk gerçekleşerek kadın iş gücü bu tarihe kadar görülmemiş bir şekilde günlük hayata girdi. Savaşlar nedeniyle çok büyük kayıplar veren erkek iş gücüne destek olarak kadın iş gücü hayat bulmuş oldu.

Gündem

2006 yılında hükümet FİSKOBİRLİK ile kavgaya girdi. Ardından FİSKOBİRLİK yok olunca, şimdi de yerine kurulan TMO destekleme alımı yapmayınca üretici fındık kartellerinin pençesine insafsızca teslim edilmiş oldu

En Fazla Okunanlar

Altsayfa

Confessions of a Shopaholic

Her sayfanın altında bir sır gizlidir. İster sayfanın altını karıştırısın, ister sayfayı kapatır çıkarsın.