Kosova Türkleri ve Seçimler
Günümüzde Kosova’daki gelişmelerden sadece pasif izleyici değil, etkileyici siyaset yürütmeliyiz. Son zamanlarda yapılan hatalar ve davranışlarla toplum içerisindeki istek, moral ve mücadele hevesi öldürülmektedir. Bu nedenlerden dolayı bölünmeler yaratılmış, insanlar arasında çekememezlik ve tahammülsüzlük oluşturulmuş, aydın kadro harcandığı gibi, toplumun yaratıcılığı, üretken çalışmaları, bağımsız ruhu kısıtlanmaktadır. Böyle politikalarla Kosova’da yaşayan toplumumuzun uzun vadeli varlığını sürdürmemiz zor görülmektedir. Son dönemde Türklüğün yıpranmasına müsaade ettik. Altı yüz yıllık kültür sermayemizi tüketmekteyiz. Bu tür politikalar sürdürüldüğü takdirde, bizleri kabul edilemez kayıplar beklemektedir. Haklı olarak yarın dostlarımız da bizleri terk edebilir. Öyle ki bu kayıpları tekrar geri getirmemiz mümkün olmayacaktır. Yapılan bu yanlışlarla toplumumuzda geleceğimize dair olumsuz bir hava yaratılmış, endişe ve tedirginlik havası esmeye başlamıştır. Bu olup bitenler açık olarak şu mesajı vermektedir:
— Olumsuz gelişmeler neticesinde Türk dilinde ilkokullara kaydını yapan öğrenci sayısında son yıllarda azalma görülmektedir. Kosova Eğitim Bakanlığı’nın resmi verilerine göre son beş yıl içerisinde Kosova genelinde Türkçe ilkokula kaydını yapan öğrenci sayısında yaklaşık %8’lik bir düşüş görülmüştür. Geçmiş dönemde olduğu gibi, gelecek yıllarda da bu düşüş yaşanırsa (ki tüm göstergeler bunu doğrulamaktadır) 15–20 yıl sonra Türkçe ilkokula kaydını yapacak öğrencilerimiz olacak mı sorusu şimdiden kafalarımızda yerleşmiş bulunuyor. Bu olumsuzlukların nedenlerini tespit ederek, acilen çözüm bulmalıyız.
Dilimizi yaşatamazsak Türklükten söz etmeye hakkımız da olmayacaktır.
— Liseden mezun olan öğrencilerimizin isteği çoğunlukla Türkiye’deki üniversitelere kaydını yaptırmaktır. Bu hedefin amacı, bulunduğumuz bu kötü durumdan çıkabilmek için Türkiye Cumhuriyeti’nde kalmak mı yoksa eğitim görmek ve Kosova’ya dönmek midir? Son yıllarda Türkiye’de evlenip kalanların sayısında çok büyük artış görülmektedir. Bu öğrencilerimizin dönüşü için gerekli imkân ve koşullar yaratılmazsa, her beş yıl onlardan da yaklaşık %8’i Kosova’ya dönmemek üzere Türkiye Cumhuriyetinde kalırsa,15–20 yıl sonra genç nesilsiz kalma tehlikesiyle yüzleşmiş oluruz. O da Kosova’da Türklerin erimesine, bitmesine neden olur.
—Diğer önemli bir husus ta 30 yıllık bir aradan sonra Kosova’da nüfus sayımlarının yakın gelecekte gerçekleştirilecektir. Bölünmüşlük, gereksiz karşılıklı sürtüşmeler ve toplum içerisinde bireysel çıkarların ön planda tutulması, kabul edilemez. Çünkü bu davranışlar, Kosova’da Türklerin sayım öncesi adamakıllı örgütlenmesini engellemektedir. Bu gelişmeler Türklerin sayısının artmasına değil azalmasına sebep olacaktır. Son yıllarda birçok alanda yaşadığımız mağlubiyetlerimizin tekrarını nüfus sayımlarında da yaşarsak, tarih bu nesli, bu kuşağı hiçbir zaman affetmeyecektir. Sayım sonuçlarının bizleri hüsrana uğratamaması için her şeyi bir kenara bırakıp bu günden Kosova genelinde konu üzerine ciddi hazırlıklara gelmeliyiz. Aksi takdirde bu sayımlarda sayımız kritik yüzdeliğin altına düşerse her şeyimizi kaybetmiş oluruz, biteriz.
— Bir başka gerçek var. Kosova Türklerinin ekonomi alanında sermaye eksikliği hissedilmektedir. Bu nedenle gençlerimize yeni iş yerleri yaratılmasında zorluklar yaşanmaktadır. “RİİNVEST”in araştırmalarına göre, Kosova genelinde işsizlik oranı yaklaşık %50’dir. İşsiz Türklerin sayısı bu oranın çok daha üzerindedir. Özellikle Prizren’de. Bu son derece ciddi probleme odaklanmalıyız, çözüm önerileri üretip az da olsa işsizliğin üstesinden gelmeliyiz. Gelecek dönemde ağırlıklı olarak ekonomi odaklı projelerin üretilmesi önemlidir. Bu konuda başarılı olamazsak, satabilecek malı ve sermayesi olanlar göç eder, kalanların zamanla asimile olmaktan başka seçeneği kalmayacaktır.
. —Yanlış bir siyasetten dolayı, halkımızı istediğimiz oranda bir araya getiremedik. Bu da, bölünmelere sebebiyet verdi. Bütün değerlerimizi bir koltuk ve beş kuruş için kaybetmeye değer mi? Bizler, parti içinde olanlar çalışmalarımızı ağırlıklı olarak dil, eğitim, kültür gibi milli meselelerde yoğunlaştırmalıyız. Yanı sıra toplumumuzun ekonomik kalkınması da öncelikli konular arasında yer almalıdır. Özellikle eğitim görmüş ve sayısı kabarık olan gençlerimizin istihdam edilmesi için çok çaba harcamalıyız. Şu BEN olayından bir türlü kurtulamadık. Oysa kurtulmamız lazım. Çok acil! Uyumlu ekip çalışması işlevsel hale getirilmezse, gene her şey eskisi gibi olacaktır. Dolayısıyla halka hizmet vermek ve Kosova’da varlığımızın devamını sağlamak için, farklı çözüm arayışları ortaya çıkabilir.
— Parti içi demokrasi ve şeffaflığın gölgesi altında orta ve uzun vadeli strateji ile Kosova Türklerinin yol haritasını bir an önce hazırlamalıyız. Böyle bir çalışmada tüm sivil kuruluşların düşünceleri, aydınların fikirleri yer almalı. On yıl gecikme ve verimsiz çalışmalarımızın faturası toplumumuza pahalıya mal oldu. Bu zihniyete dur demeliyiz. Duruma müdahale edilmez ise sonuçta kaybedenler hepimiz oluruz.
— Bulunduğumuz 2010 yılı ve 2011 yılını elimizde var olan imkânları kullanarak, Kosova Türklüğünün her alanda şahlanması yıllarını hedeflemeliyiz. Bu iki yıl bizler için hayati önem taşımaktadır. Parti seçimleri arifesinde bulunuyoruz. Ayrıca yukarda da vurgulamış olduğumuz gibi gelecek yıl bizleri kaderimizi ve geleceğimizi belirleyecek nüfus sayımları bekliyor. Ardından parlamento seçimleri var. Artık gerçekleri görmek ve kabullenmek mecburiyetindeyiz. Birbirimizi suçlayıp yıpratarak başarıya ulaşamayız. Bu durum değişmeli. Sürekli olarak başarısızlık ve kayıplarla boğuşamayız. Hem kendimize hem de başkalarına devamlı yalan söyleyemeyiz.
Güçlü ve işinde kararlı, halkın çıkarlarını her şeyin üstünde tutan kadrolarla hedeflerimize ulaşabiliriz.
Sonuç olarak şunu söylemek istiyorum. Bulunduğumuz durumun değişmesi için herkes elinden geleni yapmalıdır. Parti içi seçimlerde kimlere oy verileceğinin hesabı çok iyi yapılmalıdır. Onun için bir daha tekrarlıyorum: Günümüzde karşılaştığımız problemleri aşabilecek ve toplumun yarınlarını göğüsleyebilecek güçlü kadronun oluşması tek seçeneğimizdir.
Partinin her kademede yeni yapılanmasına ve çalışma sisteminin değişimine büyük ihtiyaç duyulmaktadır. Bunu, parti aracılığıyla gelir sağlamayı hedefleyenlerle gerçekleşemeyecektir. Son üç yıllık tecrübeler bunu göstermiştir. Bu seçim; ahbaplık, dostluk anlayışı, zemini olmayan vaatler seçimi olmamalı. Seçeceğimiz kadrolar yarınlarımızı belli edecek kişiler olacağı için bu görevleri yerine getirebilecek vasıflara sahip olmalıdırlar. Kosova’da Türklüğün erimesini önlemeliyiz. Kosova’da Türklüğün erimesi Balkan Türklüğünü de etkileyecektir. Dedik ya, gelecek iki yıl bizim için hayati önem taşımaktadır.
Bu yazımda, sadece durumun ciddi olduğunu ve halk olarak kritik dönemde bulunduğumuzu hatırlatmak istedim. Düşüncelerimi sitelerde kamuoyuyla paylaşmamın sebebi Kosova Türklerinin özgür ve bağımsız basınının olmamasından kaynaklanmaktadır.
Saygılarımla,
Cemil LUMA
KDTP MYK Üyesi









AKP 'li Devlet Bakanı 

Yorumlar