Altsayfa

Dosyalar

ÇİNGENELER BİR AVRUPA YAZGISI:    Çingeneler Avrupa'nın güzel ırklarından biridir. Gerçek Çingene görmemiş kişiler, onların fiziksel görünümlerine ilişkin bir düşünceye sahip olmak için eski yazarların verdiği imgelere bakmamalıdır.
 

RUMELİ’YE GEÇİŞ : Salla Rumeli'ye geçilip buraların fethedildiği düşüncesi, tamamen gerçek dışıdır. Karasi gazilerinin Osmanlı’dan önce Rumeli'ye sallarla geçip, yağmada bulunmalarıyla ilgili olaylar, Osmanlı'ya atfedilmiştir.

Edebiyatname

Confessions of a ShopaholicSanmanki talebi devlet ü câh etmeye geldik.  Biz aleme bir yâr için âh etmeye geldik
e-Posta Yazdır PDF
Numan Bey meydan okudu

Necmettin Erbakan, sevabı ve günahıyla yakın siyasi tarihin en önemli aktörlerinden biridir. Kendisiyle, siyasi yasaklı olduğu 1985’de tanıştım. Tanışıklığa vesile olan 10 Kasım’daki Konya ziyareti esnasında Milliyet’te henüz stajyer muhabirdim.

Dönüşe geçtiğimizde davet üzerine Hoca’nın yeşil Mercedes’ine bindim. Yanımızda iki gazeteci arkadaşımız daha vardı.

Yolda, Türkiye’yi 12 Eylül’e sürükleyen karanlık olayları anlatırken aktardığı şu ilginç anekdotu hiç unutmadım: “Bakanlar Kurulu’nda Demirel yanımda, diğer tarafta Türkeş var. Olaylarla ilgili MİT’in hazırladığı raporu dağıttılar. Sonradan fark ettim, önümdeki raporla Demirel’in önündeki rapor aynı değil. Türkeş’e sunulan rapor da farklı. Demirel’e döndüm, ‘MİT size bağlı değil mi? Herkese ayrı bir rapor verilmesini siz mi emrettiniz?’ diye sordum.  Meğer bizi hep oyalamışlar.”

Hocayı 28 Şubat sürecinde de yakından izleme fırsatım oldu. Dışa kapalı ve ağır sanayiye dayalı Milli Görüş, en önemli eseridir.

Ama her kurucu siyasi fani gibi o, icraatlarını tarihe bırakıp muhteşem bir final yapmak yerine, hayat verdiği partiye “milletin değil şahsın malı” muamelesi yapmayı tercih etti. Siyasi yasaklı olduğu dönemde Recai Kutan gibi yaşdaşını emanetçi seçti.

Recai Bey, çok zarif, iyi yetişmiş, beyefendi bir siyasetçidir. Bir gün ziyaretime geldiğinde, “Neden çekilmiyorsunuz?” diye sordum, iki elini açarak, “Ne yapayım, 5 defa bu görevi bıraktım, beni bırakmadılar. Burada zorla oturuyorum” dedi.

O “zor”, ismini söylemese de Hoca’nın iradesiydi. Kamuoyu ve taban baskısı öylesine büyüdü ki, Erbakan seti, bu sele dayanamadı. Ve Numan Kurtulmuş, Saadet’in başına geçti. İlk seçim testinde rüştünü ispat etti.

Hoca’nın bir eli, hala partide. Kurtulmuş da bunun farkında. Kırmadan, dökmeden bu eli boşa çıkarmaya çalışıyor. Şu ana kadar partideki hiçbir toplantıya davet etmedi. Bir defa Başkanlık Divanı olarak ziyaretine gitti, bir defa da MKYK bittikten sonra “toplantıyı kapattık, tavsiyeleriniz varsa...” denerek usul yerine getirildi. O kadar...

İddialı çıkış

Önceki gün Numan Kurtulmuş’dan yemek daveti alınca, Saadet’teki Hoca’nın vesayetini hatırladım. Keyifli bir sohbet oldu. Yukarıdaki kanaatlerimi, kendisiyle de paylaştım. Sabırla dinledikten sonra, Erbakan’a saygısını hatırlatıp şöyle dedi : “Hiç merak etmeyin, vesayet altında asla siyaset yapmam.”

Çok iddialı bir laftı. Nasıl başaracağını sordum.

Zihninden geçen, sırtını millete dayama düşüncesiydi: “Siyasi merkezi yeniden inşa edeceğiz, milletin merkezine yerleşeceğiz. Bir ayağımız bu merkezde sabit olacak, diğer ayağımız toplumun tüm kesimlerini kucaklayacak şekilde hareketli olacaktır.”

Başka bir ifadeyle, bu pergel tarifindeki sabit ayak, aslında Erbakan’ın inşa ettiği Milli Görüş’tü. Kurtulmuş, yeni siyasi projelerinin içini Milli Görüş’le doldurmak yerine sadece bir parçası haline getirme niyetindeydi.

Revizyonla Neo-Milli Görüş doğmak üzereydi.

Sordum, O, örneklerle anlattı. Dedi ki: “1970’li yıllarda ağır sanayi diyorduk. Ama şimdi yüksek teknolojiye geçmek durumundayız. O tarihlerde milli, şahsiyetli dış politika diyorduk, evet, buna ihtiyaç vardır, ama şimdi dış dünyaya açık, çok taraflı ve aktif politikalara geçmek durumundayız.”

Bu aşamada takıldım, “Ne o, yoksa Milli Görüş gömleğini siz de mi çıkarıyorsunuz?” “Kesinlikle hayır” dedi: “Bazı politikalarımız toplumun gerisindeydi, şimdi öne geçirmeye çalışıyoruz. İlla isim bulunacaksa 2009 veya 2010 versiyonu denebilir.”

Peki, başka?

Kurtulmuş, Türkiye’de 4 temel çatışma alanı bulunduğunu söyledi: “Türk-Kürt, Alevi-Sünni, Laik-Anti laik, Asker-Sivil... Temel hedeflerimizden biri, bu çatışma alanlarının ortadan kaldırılmasıdır.”

AK Parti dedi

Buraya kadar tamam. Sormam gerekti: “Sayın başkan, AK Parti’nin de yapmaya çalıştığı bu değil mi?”

Kurtulmuş, bu soruma kısmen katıldı: “Evet, AK Parti siyasi merkezi yeniden inşa etmek için yola çıktı ama girişim düzeyinde kaldı, bunu başaramadı.”

Bu arada Kurtulmuş’un “AKP” değil “AK Parti” dediğine dikkat çekmek isterim. Şöyle açıkladı gerekçesini: “Siyasetteki yerimi AK Parti karşıtlığı üzerine kurmam. İsmi nasılsa öyle hitap ederim.”

Sohbetin bu bölümünde devreye giren masadaki bir dost, AK Parti’nin Saadet’in oylarını arttırması üzerine Bülent Arınç’ı kabineye aldığı iddiasını gündeme getirdi. Kişisel kanaatim, Arınç’ın bu saikle kabineye girdiği yönünde değildir. Bu düşüncemi, masada da paylaştım. Ayrıca, “Eğer AK Parti, Saadet’e göre yön tayin ederse büyük hata yapar” dedim. Numan Bey bu tezime hak verdi.

Ergenekon çıkışı

AB üyeliği konusunda ise farklı noktalarda olduğumuzu fark ettim. Numan Bey, tanımlanmamış AB-Türkiye ilişkisini sürdürülebilir görmüyor. Diyor ki: “Önce bu ilişkiyi tarif edelim. Eğer bugünkü şekliyle olacaksa, yani bir medeniyet projesi ise biz içinde olmayız. Türkiye reformları, AB için değil kendi iç dinamikleriyle gerçekleştirmelidir.”

Uzun bir sohbetti. O ana kadar dikkat ve hayranlıkla dinlediğim Kurtulmuş’un AB tezi, açık söyleyeyim, pek kafama yatmadı.

Bunca konuyu konuşup da Ergenekon’daki gelişmeleri gözardı edemezdik. İşte bu noktada çok net buldum Numan Bey’i: “Ergenekon süreci desteklenmelidir. Hatta Doğu ve Güneydoğu’daki faili meçhul cinayetler de bu sürece dahil edilmelidir. Sonuna kadar üzerine gidilmelidir.”

Ergenekon’a destek veren Veysel Candan ve Mehmet Bekaroğlu’nun kulakları çınlasın. Numan Bey’in ayak bağıdır. Kendisine de ifade ettim.

Milli Görüş’ü revize ederken kadroları da gözden geçireceği mesajını alınca, Numan Bey’in bu konuda adım atma ihtimalini yüksek gördüm.

Şöyle dedi: “Yeni anlayışa göre hem teşkilatlarımızı yenileyeceğiz hem geçmişte farklı siyasi eğilimlerde olan ama düzgün, iyi yetişmiş bizlerle uyumlu çalışacak kadroları partimize dahil edeceğiz. İlk seçimde bunu göreceksiniz.”

Anladık ki, gündemde olan, sadece Milli Görüş’ün revizyonu değil aynı zamanda Hoca’dan kalma kadroların değişikliği...

Başarırsa eğer, tabirimi mazur görsünler, gömlek kalacak, rengi ve düğmeleri değişecek. Haydi hayırlısı...

 

Şamil TAYYAR - STAR  21/08/2009


Yorumlar

avatar mkartal
0
 
 
'Bazı politikalarımız toplumun gerisindeydi, şimdi öne geçirmeye çalışıyoruz' “Yeni anlayışa göre hem teşkilatlarımızı yenileyeceğiz hem geçmişte farklı siyasi eğilimlerde olan ama düzgün, iyi yetişmiş bizlerle uyumlu çalışacak kadroları partimize dahil edeceğiz. İlk seçimde bunu göreceksiniz.”

Azım açık kaldı, ne diyeceğimi bilemiyorum???
Pazar 23 Ağustos 2009, 15:03
Gönderiyi Cevapla
İsim *
Email (Doğrulama & Cevaplar)
URL
Kod   
ChronoComments by Joomla Professional Solutions
Yorumu Gönder
Vazgeç
avatar ismail nur
0
 
 
(“Yeni anlayışa göre hem teşkilatlarımızı yenileyeceğiz hem geçmişte farklı siyasi eğilimlerde olan ama düzgün, iyi yetişmiş bizlerle uyumlu çalışacak kadroları partimize dahil edeceğiz. İlk seçimde bunu göreceksiniz.) 2009 veya 2010 versiyonu haaaaa. bu ne yaaaaaa. ne yapıyor bu zat-ı muhterem(!).eba müslim horasaninin emeviler için söylediği şu sözünü hiç duymadı mı ki? ( "Onlar; dostlarının zararından emin oldukları için dostlarını uzak tuttular. Düşmanlarının zararından korunmak ve kazanmak için onları yakınlarına aldılar. Yanlarına aldıkları düşmanları dost olmadığı gibi, uzakta tuttukları dostları da düşman oldu. Böylece herkes düşman safında birleşince, yıkılmaları mukadder oldu.")
İsim *
Email (Doğrulama & Cevaplar)
URL
Kod   
ChronoComments by Joomla Professional Solutions
Yorumu Gönder
Vazgeç
avatar Ebubekir
0
 
 
..................
.............
.......

“Ergenekon’a destek veren Mehmet Bekaroğlu” cümlesini kullanmışsın. Bu büyük bir yalan. Yalan çünkü Mehmet Bekaroğlu hiçbir zaman hiçbir şekilde darbecilere destek vermemiştir. Ayrıca Mehmet Bekaroğlu’nun ömrü darbecilikle, darbecilerle, hak ve halk düşmanları ile mücadele ile geçmiştir. O nedenle Mehmet Bekaroğlu’nun bunu ispatlama diye bir derdi de yoktur, çünkü bütün Türkiye buna şahittir. Hal böyleyken sendeki nasıl bir cesaret ki ya da karşılığında ne kadar büyük bir şey bekliyorsun ki bu iftiraya cüret edebildin?

Sen araştırmacı gazetecisin; şimdi namusuna ve şerefine havale ederek sana bir görev yüklüyorum. Bu araştırma yap; Mehmet Bekaroğlu’nun nasıl bir geçmişe sahip olduğunu, kim olduğunu, kimlerle düşüp kalktığını öğren, öğrendiklerini de sütununda yaz. Ve elbette benden ve okuyucudan özür dile. Tabi gerçekten herifsen, namus ve şeref taşıyorsan.

Selamlar.

Prof. Dr. Mehmet BEKAROĞLU

http://www.velfecr.com/bekaroglu-ndan- samil-tayyar-in -iftiralarina-c evap-396-haberi.html
Salı 25 Ağustos 2009, 12:16
Gönderiyi Cevapla
İsim *
Email (Doğrulama & Cevaplar)
URL
Kod   
ChronoComments by Joomla Professional Solutions
Yorumu Gönder
Vazgeç
İsim *
Email (Doğrulama & Cevaplar)
URL
Kod   
ChronoComments by Joomla Professional Solutions
Yorumu Gönder
 
Şuan Bu Sayfadasınız:

Sessizlik

Confessions of a Shopaholic Hayatın bir seher yeli kadar kısa olduğu anlarda gökyüzündeki kuşların çığlıkları bir başka gelir insanın kulağına. Ve sessizlik çöktüğünde gökyüzünün perçemine bir başka olur insan.

Haberler

Confessions of a Shopaholic AKP 'li Devlet Bakanı Egemen Bağış "Heybeliada Ruhban Okulunun, Türk vatandaşlarının ihtiyaçları olan hizmetleri sunabilmek için açılması gerektiğine inanıyorum." dedi.

Bilgi

Sample Images
II. Dünya savaşından sonra bir ilk gerçekleşerek kadın iş gücü bu tarihe kadar görülmemiş bir şekilde günlük hayata girdi. Savaşlar nedeniyle çok büyük kayıplar veren erkek iş gücüne destek olarak kadın iş gücü hayat bulmuş oldu.

Gündem

2006 yılında hükümet FİSKOBİRLİK ile kavgaya girdi. Ardından FİSKOBİRLİK yok olunca, şimdi de yerine kurulan TMO destekleme alımı yapmayınca üretici fındık kartellerinin pençesine insafsızca teslim edilmiş oldu

En Fazla Okunanlar

Altsayfa

Confessions of a Shopaholic

Her sayfanın altında bir sır gizlidir. İster sayfanın altını karıştırısın, ister sayfayı kapatır çıkarsın.