Umarım ki; bu mucize, Numan Kutulmuş’un vasıtasıyla gerçekleşsin!...
Tek başına bir parti olan ve yazdığı mektuplarla 8.Cumhurbaşkanı Turgut Özal ve eski Başbakan Tansu Çiller başta olmak üzere siyasetçilere zor günler yaşatan “Adalet Parti” li Ecz. Hüsnü Akıncı’dan bir mektup aldım.
Geçmişte Akıncı’ nın mektuplarından bazıları gazeteci köşe yazarları Emin Çölaşan, Rahmi Turan ve Yalçın Bayer’ in köşelerini süsledi.
Akıncı’ dan mektup almamın sebebi Saadet Partisi Genel Başkanı Prof.Dr. Numan Kurtulmuş hakkında yazdığım birkaç yazı ve Kurtulmuş, hakkındaki düşüncelerini bana yazmasını istememdir.
Akıncı’ nın mektubunda ki Milli Görüş Lideri Erbakan Hoca hakkındaki bazı tespitlerine geçmişte bende bir DYP’ li olarak aynen katılıyordum.
Erbakan Hoca ile yakın temasımın olduğu 2000 yılından sonra Erbakan Hoca hakkındaki düşüncelerimde çok büyük bir değişiklikler oldu.
ABD’ nin Refahyol iktidarını düşürmek için yaptıklarını içeren bir ABD Dış İşleri yetkilisinin çektiği kriptolu metni kamuoyuyla paylaştıktan sonra; kendi kendime dedim ki; “ ABD, Erbakan Hoca’ yı istemiyorsa? bizlerin Erbakan Hoca’ ya sahip olmamız gerekir.”
Bu konu başlı başına bir ayrı yazı konusu.
Erbakan Hoca, birileri yan gelip yatarken ilerleyen yaşına ve yaşadığı bazı sağlık sorunlarına rağmen halâ ülke sorunlarıyla yakından ilgileniyor.
Daha da önemlisi 40 yıllık eseri “ Milli Görüş” ve partisi için dur durak demeden nefes tüketiyor.
Partisinin başına geçen çalışma arkadaşı genç Numan Kurtulmuş’ un yanında Saadet’e oy ve katılım istiyor.
Erbakan Hoca, Türkiye’ nin ve dünyanın kurtuluşunu “ Milli Görüş” te görüyor.
19 Ağustos 2009 Çarşamba günü Saadet Partisi Genel Merkezi’ nde Genel Başkan Prof.Dr. Numan Kurtulmuş ve eski Adalet Bakanı Şevket Kazan ile ülke meselelerini, siyasetin içine düştüğü durumları ve “ Demokrasi Açılımı” nı konuştuk.
Hemen söyleyeyim Numan Kurtulmuş Hoca’ dan temiz bir Anadolu insanında var olan sağduyulu duruş yansıması yüklü pozitif elektrik aldım.
Kurtulmuş, Diyarbakır’ da açıklayacağı “ Barış ve Kardeşlik için Gönüllü Birliktelik” adını verdiği dosya üzerinde çalışıyor ve son rötuşları yapıyordu.
Kazan’a “ Nedir milli görüş?, Niçin milli görüş?. Nenden milli görüş mensubu olmalıyım?
Erbakan Hoca, eski arkadaşları Başbakan Erdoğan, Bakan Arınç ve diğer AKP’ liler için ; “ Onlar milli görüş gömleğini çıkardılar. İşbirlikçi oldular” diye eleştiriyor. Bunları halkın anlayacağı bir dille yazarak kitap haline getirmeyi ve dağıtmayı düşünüyor musunuz? dedim.
Kazan, hemen dosyalar arasından seçtiği bir dosyadan çıkardığı iki sayfayı elime tutuşturdu.
“ Niçin Milli Görüş?- Niçin Saadet Partisi? başlıklı bir hazırlık çalışması yaptıklarını elimdeki iki sayfada bizzat gördüm.
Kazan, 28 Şubat sürecinde yaşananları belgeleriyle kitap haline getiren açıkçası her alanda çekinmeden dobra dobra konuşan ve yazan,halkımızın deyimiyle eli kalem tutan siyaset adamlarındandır.
Gelelim esas konuya.
Bir Adalet Partili gözüyle Numan Kurtulmuş, hakkında tarafıma yazılan önemli mektubu aynen aşağıda sunuyorum.
İşte mektup
“Kıymetli Dostum Tevfik Bey;
Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş’u, yakinen tanımıyorum; beyanlarından ve vermek istediği mesajlarından henüz daha bir şey anlayamadım. Bunun sebebi de; Medyanın, muhalefet partilerine yeteri kadar yer vermemesidir. Televizyonlar, bir merkezden emir almışçasına belirli istikamette kamuoyu oluşturma gayretine girmişler ve ülkenin gerçek hedeflerini, açmazlarını, değerlerini kamuoyundan gizlemişlerdir. Program yapımcıları ise; bir amaca yönelik ya bilgisizdirler veya misyonlarının gereği kamuoyunu, kasıtlı olarak yanlış yönlendirmektedirler.
Merak ettiğim husus şudur:
Acaba, Numan Kurtulmuş, partisine ne derece hâkimdir? Parti teşkilâtının her kademedeki yöneticileri, eski alışkanlıklarını mı devam ettirmektedirler? Yoksa, gerçekleri görerek, zıt mizaçları bir mefkûre etrafında birleştirerek, millî çıkarlarımız doğrultusunda yeni açılımlar mı yapacaklardır?
Geçmişte Erbakan Hoca, partililerinin hareketlerini yeteri kadar kontrol edememiş ve parti yöneticileri, selektif görüşlerinin dışında kalan geniş halk kitlelerini gücendirmişlerdir. Zıt mizaçları, millî çıkarlarımız doğrultusunda kucaklayacaklarına, dini siyaset malzemesi yaparak, kendilerinden olmayanları dışlamışlardır. İl ve ilçelerde radikal görüşlü fanatikler, daima, halkı rahatsız etmişlerdir. Bu durum, belki büyük şehirlerde hissedilmemiştir. Ama, küçük şehirlerde, ilçelerde, beldelerde ve mahallelerde, büyük rahatsızlıklara sebebiyet vermiştir. En basit örnek, biz Adalet Partililere bakış açılarıdır. Bizler için resmî söylemlerinde “Renksiz”, özel söylemlerinde “Dinsiz” ifadelerini kullanmışlardır.
Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, başarı kazanmak ve kitleleri harekete geçirmek istiyorsa; her şeyden önce, dini, siyasi amaçla kullanmaması ve herkesi kucaklayacak bir politika geliştirmesi gerekir.
Ayrıca; Türkiye’nin zorluklarını, hedeflerini, idare ediliş tarzını, iktisadi vaziyetinin çöküş halinde olduğunu, herkesin anlayacağı bir şekilde anlatmalı ve gelecekte karşı karşıya kalacağımız riskleri teşhir etmelidir.
Bugün hüküm süren demokrasimizin göstermelik ve başkalarının izin verdiği ölçülerde azıcık demokrasi olduğunu vurgulayarak, gerçek bir demokrasi modeli vaat etmelidir. Bunu için teferruata da lüzum yoktur. Her kademedeki yöneticilerin partiye kayıtlı üyelerle tespit edileceğini ısrarlı bir şekilde vurgulayarak, anlatmalı, vaat etmeli ve niyetini uygulamalarla ispat etmelidir.
Bunu için delege tespitlerini, gerçek bir kongre ortamında yaptırarak halka umut aşılamalıdır. Bu kademe seçimleri, bir başlangıç olarak zihinlere yerleşmelidir. Zira halk, sistemin dışında bırakıldığı için siyasetle ilgilenmemektedir ve “Nasıl olsa neticede liderin veya parti üst yöneticilerinin dediği olacaktır.” İnanç ve kabullenişi içindedir. Yani; halk, siyasî şevk ve heyecanını kaybetmiştir.
Sadece dindarlık referans alınmamalıdır. Zira; ülkemizde, gerçek anlamda dindar yoktur; adet halinde dededen, nineden görüldüğü şeklinde ve gerçek İslâm’ın özünden uzak dindar çoktur. Örnek: Adam, 5 vakit namaz kılar, oruç tutar, hacca gider. Ama; ayaküstü bin tane yalan söyler, onun, bunun hakkına tecavüz eder, merhametten ve adaletten uzak yaşar. Bununla yetinmez, başkalarının Müslümanlığını sorgulayarak, itici bir şekilde gönül kırar.
Dikkat edilmesi şarttır: Anadolu Selçuklu Devleti, beyliklere bölünmesi sebebiyle yıkılmıştır. Osmanlı Devleti, kuruluşundan itibaren beylikleri birleştirerek, 600 küsur sene hüküm süren bir imparatorluk kurmuştur. Bu oluşumda; Mevlâna’nın, Hacıbektaş’ın, Yunus Emre’nin, topluma aşıladığı gönül birleştirici felsefeleri, en büyük etken olmuştur.
Neresinden bakılırsa bakılsın; Numan Kurtulmuş’un işi zordur. Zira; ortam zordur ve Türkiye siyaseti üzerinde en büyük etken, ABD, İNGİLTERE ve İSRAİL’dir. Bir diğer zorluk da, şudur:
-İlim adamları, idare adamlarına uşaklığı kabullenmişlerdir.
-Toplumun edepsizleri, hayırlılarına galiptir.
-Milletin fertleri nerede “EVET!” ve nerede “HAYIR!” denileceğini bilemez haldedir.
-İdare edenlerimiz haris ve adaletsizdir.
-Zenginlerimiz hasis ve merhametsizdir.
-Para, efendisini kaybetmiş ve eşkıyanın eline geçmiştir.
-Ahlaklı, faziletli, dürüst ve gayretli insanlarımız toplum tarafından dışlanmış; eşkıya sıfatlı insanlar, baş tacı edilmiştir.
-Hakim siyaset, fırsatçıların elindedir.
Bu ortamda işimiz, Allah’ın merhametine ve ihsan edeceği mucizesine kalmıştır. Umarım ki; bu mucize, Numan Kurtulmuş’un vasıtasıyla gerçekleşsin! Bir şey daha umarım. O da şudur: İnşallah Numan Kurtulmuş, Erbakan Hoca’nın düştüğü tuzaklara düşmez. (Erbakan Hoca’nın siyasî ihtirası galipti. Temenni ederim ki; Numan Kurtulmuş’un gayret ve fazileti galip gelsin!)
Sevgi ve saygılarımla. Ecz. Hüsnü Akıncı. / 19.08.2009”
Tevfik DİKER / HABERANALİZ / 20 Ağustos 2009









AKP 'li Devlet Bakanı 

Yorumlar