Zafere Giden Yoldaki İşaretler
Bu yazıyı hiç kimseyi töhmet altında bırakmak ya da bir kimseyi hedef almak amacıyla yazmadım. Sadece paylaşım ve fikir teatisi amacıyla yazdım.
Bir davanın selametle yürümesi, hedefe ulaşması, zaferle taçlandırılması için bazı şartlar vardır. Bu şartlardan bir tanesi, hatta en önemlisi lidere itaattir. Bu yüzden bu konu hakkında yazmak istedim. Allah korusun Erbakan Hocadan kaçış bizi ancak hüsrana götürür. Ali BULAÇ da söylüyor; Erbakan bu hareketin efsanevi, karizmatik bir lideridir. Milli Görüş partileri ve Saadet Partisi onun çalışmalarının ürünüdür, hiç kuşku yok ve bunu kimse inkâr edemez. Liderimiz Erbakan olduğuna göre ondan kaçış nasıl düşünülebilir.
Böyle düşünenler olduğunu, en azından bu konularda bazı insanların kafalarında şüpheler oluştuğunu duyuyoruz, görüyoruz. Buna çok üzülüyoruz. Erbakan Hoca’dan kaçan AKP’nin durumu belli değil mi? Böyle bir şeye tevessül edecek kim olursa olsun ancak AKP’lilerin içine düştüğü acı son ve hüsran içinde bulur kendini. Aslında herkes her şeyi biliyor. Köylü Mehmet ağa da biliyor, çiftçi Ahmet de, profesör de biliyor, amir, memur da biliyor, partili, partisiz herkes biliyor. Herkes neyin ne olduğunu biliyor. AKP zihniyeti bizim düşmanımızdır. Bizim için en büyük tehlike AKP değil, AKP’lileşmektir. Artık AKP’lilerin peşine düşmekten vazgeçmek lazım, bir anlamı da yok bunun. Bizim yapmamız gereken şey de bellidir. Yani davamızın temel esasları da bellidir. Komutana itaat ederek, sadece ve sadece Allahın rızasını kazanmaya çalışarak, ilkelerimize, davamıza kilitlenerek, teşkilatlarımızı temel esaslar çerçevesinde çelikleştirerek çalışmaktır. Bu gün ''o ne diyorsa o'' sözü daha bir anlamlı hale gelmektedir. Herkes bilsin, Erbakan Hocadan kopmayı, bağımsız bir siyaset çizgisi çizmeyi düşünen herkes bilsin ki bu yolun sonu ancak ve ancak hüsrandır. Bunu düşünmek bile acı veriyor bana. Lakin son zamanlarda üzülerek görüyor ve duyuyoruz bu konularda şüpheler var. Şüphelerin oluşmasına neden olanlar, bu şüpheleri izole etmek zorundadırlar. Aksi takdirde fitne kapısı açılır, toz dumana karışır, hepimiz zarar görürüz. Bundan kimse kazançlı çıkmaz. Lidere itaat ile ilgili temel esaslarımız şunlardır;
’’Kim itaatten vazgeçerse, kıyamet gününde lehine hiç bir delil bulunmaksızın Allahu Teâlâ’nın karşısına çıkar. Kim de boynunda biat olmadan ölürse cahiliye ölümü ile ölür.” (1) bu hadiste açıklandığı üzere lidere itaat olmazsa olmazlarımızdandır. Cahiliye ölümü ile ölmek istemiyorsak lidere itaat etmek zorundayız. Elimizde hiç bir delil bulunmaksızın, hiç bir şey elimizde olmadan yani hiç bir kazancımız olmadan Allahın huzuruna çıkmak istemiyorsak lidere itaat etmekle yükümlüyüz.
"İmam bir kalkandır. Onun arkasında savaşılır ve onunla korunulur.” (2) Lider olmadan bir sonuç elde edilemeyeceğini açıklayan bir hadis işte. Lider bir kalkan olduğuna göre ondan kaçanların durumu ne olur düşünmek lazım. Ancak yenilmiş ekin yaprağı gibi biçilmek olur sonları değil mi? Yani liderle birlikte cepheye çıkılır, savaşılır. Lider olmadan mücadele olmaz. Cepheye komutansız çıkan ordunun durumu ne olur? Anlatmaya gerek yok sanırım. Düşmana yem olmak değil midir? Zaten liderinin hukukunu koruyamayan, ona sahip çıkamayanlar kendilerini de koruyamazlar.
Hz. Peygamber Efendimiz (SAV) bir gün benden sonra nebi olmayacaktır, ancak birçok halife olacaktır dediğinde orada bulunanlar o zaman biz ne yapalım, diye sordular. Peygamber Efendimiz (SAV) de şöyle buyurdu:
“İlk biat edilene vefakâr olun ve ona karşı olan görevlerinizi yerine getirin. Muhakkak ki Allah size karşı görevlerini yerine getirip getirmediklerini onlardan soracaktır.” (3) Bu hadiste görüldüğü gibi lidere itaat süreklidir, geçici değildir. Belli bir zamana bağlı değildir. İlk biat edilen kişiye ne için biat edildiyse sonuna kadar geçerlidir. Ancak belli bir konu üzerine belli bazı şartlarla biat edildiyse o zaman süreli olur. Ayrıca bu biat da genel biati geçersiz kılmaz. Biz Erbakan Hocamıza; şu zamana kadar sana itaat ediyoruz, ondan sonra itaat etmeyeceğiz demediğimize göre itaatimiz yani biatimiz süreli, sınırlı değil, süreklidir. Lider davaya bağlı kaldıkça, görevinin başında oldukça sonuna kadar itaat etmekle sorumluyuz, görevliyiz. Allah bizi bu görevlerimiz, sorumluluklarımız bakımından da liderimize soracaktır. O hakkımızda şahitlik yapacaktır aynı zamanda.
"Emirinden hoşlanmadığı bir şeyi gören kimse sabretsin. Zira insanlardan, kim otoriteden bir karış ayrılırsa cahiliye ölümü üzere ölür.” (4) İşte Erbakan’dan kaçışı düşünenler için kaçınılmaz son, acı son, hüsran budur. Yani bir karış dahi olsa bizim otoritemiz olan Erbakan’dan kaçanların karşılaşacağı son budur, o da cahiliye ölümü üzerine ölmektir.
"Kim bir imama biat edip elini sıkarsa ve kalbinin meyvesini ona verirse (rıza gösterirse) gücü yettiğince itaatte bulunsun. Eğer (yönetimi ele geçirmek için) onunla savaşacak birisi ortaya çıkarsa o kişinin boynunu vurun.” (5) Bu hadiste de yine hem bir lidere biat eden kimselerin sonuna kadar itaatle görevli oldukları, hem de onunla savaşacak birisi ortaya çıkarsa nasıl davranılacağını ortaya konmaktadır. Yani liderin hukukunu korumak noktasında uyarı var bize. Onları engelleyin, hedeflerine ulaşmasınlar anlamında boynunu vurun, deniliyor. Zafere giden yol lidere itaat etmekten geçiyor. Bunun başka bir seçeneği de yoktur. Bu yoldaki işaretleri de, tehlikeleri de lider herkesten daha iyi bilir. Liderin etrafında çelikten bir kale meydana getirerek, birlik ve beraberliğin, kardeşliğin, inanmanın en güzel örneğini vererek zafere varılır. Bunu gören düşman korkuya kapılacak, dostlar ise sevince gark olacaktır. Tıpkı Rıdvan biatinde olduğu gibi tek bir kalp ve tek bir vücut olmak zorundayız.
İsmail OKUTAN
ÖĞDER Samsun Şube Başkanı
Dipnotlar:
(1) Müslim, 3441
(2) Buhari, 2737; Müslim, 3428; Nesei, 4125; Ahmed b. Hanbel, 10359
(3) Buhari, 3196; Müslim, 3429; Ahmed b. Hanbel, 7619
(4) Buhari, 6531; Müslim, 3439
(5) Müslim, 3431









AKP 'li Devlet Bakanı 

Yorumlar