KILIÇ: YARGI SİYASİ KUŞATMA ALTINDA
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, hükümeti uyardı: ‘Demokrasilerde elbette egemenlik halka aittir, fakat siyasi çoğunluğun otoritesi de sınırsız değildir’
EGEMENLİK HALKA AİTTİR ANCAK...
nayasa Mahkemesi’nin 47. kuruluş yıldönümü töreninde konuşan Kılıç’ın hükümet eleştirileri şaşırttı. Kılıç, mahkemelerin meşruiyetinin temel hak ve özgürlükleri korumak amacıyla çoğunluğun iktidarını sınırlandırma işlevinden kaynaklandığını ifade etti. Kılıç “Demokrasilerde elbette egemenlik halka aittir, fakat siyasi çoğunluğun otoritesi de sınırsız değildir. Ancak bu hak ve özgürlüklerin belirlenmesi sürecinde ciddi sorunların ortaya çıktığı bir gerçektir” dedi.
Kılıç "Yargı kararı olmadan suçlu ilan edilen kişilere karşı işlenen suç insanlık suçudur" dedi. Din ve laiklik kavramlarının siyasi hareketlere stratejik ve lojistik destek sağladığını savunan Kılıç, "Dini ilgilendiren alanlarla siyaseti ilgilendiren alanlar arasındaki sınır anlaşmazlıkları ortadan kaldırmalı. Siyasilerin ilgi alanı haline getirilen din ve vicdan özgürlüğüne ilişkin sorunlar çözülmedikçe siyasetin dinden beslenmesinin de kaçınılmaz olduğu görülmektedir” diye konuştu.
Anayasa Mahkemesi Başkanı Kılıç, "Elbette egemenlik halka aittir, fakat siyasi çoğunluğun otoritesi de sınırsız değildir" dedi. Kılıç, Din ve laiklik kavramlarının bir takım siyasi hareketlere stratejik ve lojistik destek sağladığını savundu
AKP Hükümeti ile yakın ilişkileri olduğu bilinen Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç bu kez hükümeti uyardı. Anayasa Mahkemesinin yeni binasının açılışında yaptığı konuşma ile önemli davalarda medya ve siyaset dünyasının verdikleri demeçlerle hakimleri etki altına aldıklarını dile getirdi. Haşim Kılıç "Yargı kararı olmadan suçlu ilan edilen kişilere karşı işlenen suç insanlık suçudur" dedi. Anayasa Mahkemesi'nin 47. kuruluş yıldönümünde konuşan Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Hükümete "sınırsız güç tehlikesi" uyarısında bulunarak, "Elbette egemenlik halka aittir, fakat siyasi çoğunluğun otoritesi de sınırsız değildir" ifadelerini kullandı. Kılıç şunları söyledi: "Bireysel özgürlükler ancak otoritenin kullanım alanının hukuk kurallarıyla belirlendiği durumlarda olur. Bu durum çoğunluk ilkesinin hakim olduğu çağdaş demokratik rejimler için de geçerlidir. Demokrasilerde elbette egemenlik halka aittir, fakat siyasi çoğunluğun otoritesi de sınırsız değildir. Ancak bu hak ve özgürlüklerin belirlenmesi sürecinde ciddi sorunların ortaya çıktığı bir gerçektir."
‘İNSANLAR MAHKÛM EDİLİYOR’
Hukuk devletinin hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı devlet olduğunu söyleyen Kılıç, "kişilerin her türlü korku ve endişeden arındırılarak sağlandığı devlettir. Devlet güç ve kuvvet demektir. Güçlü bir yargı, laikliğin güvencesidir. Yargıç vicdan mahkemesinde, tarafsızlığına ve öfkesine yenilmemelidir. Hakimin verdiği ya da vereceği hoşa gitmeyen kararlar nedeniyle, sosyal çevreden dışlanma korkusu yaşamaktadır" dedi.
Haşim Kılıç sözlerine şöyle devam etti: "Anayasa’nın 138. maddesinde açıkça, 'hiçbir kişi yargı yetkisinin kullanılmasında, mahkemelere ve hakimlere emir gönderemez' denilmesine rağmen yargıyı etkileme çabaları devam etmektedir. Her siyasi davada, medyanın yargıçları mahkemeden önce davayı sonuçlandırmaktadır. Savcılarımızın işlenen bu suçlara karşı hareketsizliği düşündürücüdür. Yargı kararı olmadan suçlu ilan edilen insanların onurları yok edilmektedir. Bu bir insanlık suçudur."
DİN LOJİSTİK SAĞLIYOR
Din ve laiklik kavramlarının bir takım siyasi hareketlere stratejik ve lojistik destek sağladığını savunan Kılıç, şunları söyledi: "Dini ilgilendiren alanlarla siyaseti ilgilendiren alanlar arasındaki sınır anlaşmazlıkları sağlıklı bir tartışma zeminini de ortadan kaldırmaktadır. Siyasilerin ilgi alanı haline getirilen din ve vicdan özgürlüğüne ilişkin sorunlar çözülmedikçe siyasetin dinden beslenmesinin de kaçınılmaz olduğu görülmektedir. Anayasamızın öngördüğü laik ve demokratik ilkeler, devletin ideolojiler, inançlar ve inançsızlıklar karşısında tarafsız ve eşit uzaklıkta kalmasını zorunlu kılar. Hukuk devleti olma niteliği de bu tarafsızlığı sağlama görevini üstlenmiştir. "
***
YARSAV’dan yargı sürecine saygı vurgusu
Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, önyargılara dayandırılmak istenen yargılamalar görüldüğünü, bu duruma sessizliğin gerekçesi olarak “yargı sürecine saygı” kuralının gösterildiğini belirterek, “Kamuoyunda çok bilinen ‘bebek davası, köpek davası’ benzeri ve onları da aşan işlemler yine bu süreçte medyada önemli boyutta yer bulmaya başlamıştır” dedi.
Eminağaoğlu, savcıların sıkıyönetim savcısı gibi değil Cumhuriyet savcısı gibi hareket etmeleri gerektiğini bildirdi. Eminağaoğlu açıklamasında, yargı organlarının, temel hak ve özgürlüklerin, hukukun üstünlüğünün, hukuk düzeninin, dolayısıyla demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin güvencesi olduğunu hatırlattı. Eminağaoğlu, Yaşanan günlerde yargı organlarını ilgilendiren süreçlerde insan hakları ihlallerinin, olağanüstü dönemlerdeki boyutlara ulaştığını belirtti.









AKP 'li Devlet Bakanı 

Yorumlar