Altsayfa

Dosyalar

ÇİNGENELER BİR AVRUPA YAZGISI:    Çingeneler Avrupa'nın güzel ırklarından biridir. Gerçek Çingene görmemiş kişiler, onların fiziksel görünümlerine ilişkin bir düşünceye sahip olmak için eski yazarların verdiği imgelere bakmamalıdır.
 

RUMELİ’YE GEÇİŞ : Salla Rumeli'ye geçilip buraların fethedildiği düşüncesi, tamamen gerçek dışıdır. Karasi gazilerinin Osmanlı’dan önce Rumeli'ye sallarla geçip, yağmada bulunmalarıyla ilgili olaylar, Osmanlı'ya atfedilmiştir.

Edebiyatname

Confessions of a ShopaholicSanmanki talebi devlet ü câh etmeye geldik.  Biz aleme bir yâr için âh etmeye geldik
e-Posta Yazdır PDF

BİR ERBAKAN,  SARIGÜL'ÜN PARTİSİNDE

Türkiye Değişim Hareketi’nin ilk adımını atmaya saatler kala konuştuk Mustafa Sarıgül’le... Her zamanki gibi iddialıydı. “2011’de iktidarız” derken de, “Türkiye’nin en demokratik partisi olacağız” derken de... “Başaramaz” eleştirilerine “Ben Nobel’e değil, Türkiye’yi yönetmeye adayım” diye yanıt verdi ve hemen ardından ekledi: “Türkiye’de kutuplaşma olmasaydı, sen-ben kavgası olmasaydı, zaten bu harekete ihtiyaç olmazdı. Bizim partimizde ’öteki’ olmayacak. Başı açık olan da bizim olacak, başı kapalı olan da... Doğulu da, Batılı da... Türkiye’nin yeni bir kucaklaşmaya ihtiyacı var. Bu da TDH ile olacak!”

Hiç unutmuyorum, o yaşlı amcanın sözlerini; “Kızım bu adam Şişli’yi il yaptı, Türkiye’yi ne yapmaz?” demişti onun için... Yerel seçim öncesinde Büyükçekmece Mimarsinan’da DSP adaylarına destek gezisindeydik Mustafa Sarıgül’le... Seçim izlenimleri yazıyordum. Sonra, bir gezisine daha katıldım yine seçim arifesinde, Elazığ ve Tunceli’de... DSP’nin çok zayıf olduğu bir kentti Tunceli, ona rağmen özellikle gençler meydandaydı. Sırf onu görmek için gelmişlerdi, içlerinden biri “Çözemediği iş, tanımadığı adam yok... Baksana Papa’yı bile ağırladı. O, dağdakini de indirir, bağdakiyle barıştırır” demişti, daha gündemde Kürt açılımı yokken... Konu yerel seçimlerdi, ama kim onun hakkında bir şey söylese, sanki başbakanlığa adaymış gibi konuşuyordu. Tabii ki sadece meydandaki vatandaşlar değil, siyaset çevrelerinden iş dünyasına pek çok  kişi de Sarıgül’ün Şişli’den çıkıp, Türkiye üzerine siyaset üretmesini istiyordu. O bir süre beklemeyi tercih etti, düşündü, nabız yokladı. Sonunda dün Türkiye Değişim Hareketi’nin ilk adımı Abdi İpekçi’de binlerce kişinin katıldığı bir toplantıda atıldı.

Klasik siyasetin dışına çıkacağız

Bu ilk adımın atılmasından bir gün önce evinde buluştuk Sarıgül’le.. ev Türkiye Değişim Hareketi için yola çıktığı arkadaşlarıyla doluydu. Birkaç isim sayalım içlerinden; SODEP’in kurucularından Necdet Mercan, işletmeci Tonguç Çoban, turizmci Seda Eyüboğlu, mimar Erhan İşözen, araştırmacı Bekir Ağıldır, işletmeci Faik Tunay, Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Elif Ulu... Pek siyaseten tanıdık gelmedi değil mi isimler? Tam da istedikleri bu zaten, zira klasik siyasetin dışına çıkmak TDH’nın en temel kuruluş amaçlarından...Bu yüzden, Türkiye’ye hizmet etmek için heyecanla sabah akşam çalışmaya hazır taze kanlardan, yeni yüzlerden oluşuyor TDH. İlginç isimler de var oluşumda; söz gelimi ismini duyunca, şaşırıp kaldığım Sabri Erbakan, ki Sarıgül şaşkınlığımı görüp, “Kulaklarını dört açtın bakıyorum. Sabri Bey, Necmettin Erbakan’ın ağabeyinin oğlu... Mimar-mühendis... Karayolları Genel Müdürlüğü yaptı, Bayındırlık Bakanlığı Müsteşarlığı yaptı, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü yaptı... Çok modern, çok aydın bir hanımı var... Türkiye onu çok sevecek” diyor. Sonra diğer isimleri sayıyor yine soyadlarından tanıdığımız; ekonomist Hayri İnönü, mimar Hakan Dalokay...Bir de bildik devletin önemli kademelerinde görev almış isimler var; Yüksel Yalova, Tezcan Yaramancı, Affan Keçeci gibi...

İsimler zaten bir fikir veriyor, bu oluşumda ’öteki’ yok... “Türkiye’de kutuplaşma olmasaydı, sen-ben kavgası olmasaydı, zaten bu harekete ihtiyaç olmazdı. TDH’da başı açık olan da bizim olacak, başı kapalı olan da... Doğulu da, Batılı da... Türkiye’nin yeni bir kucaklaşmaya, yeni bir enerjiye, yeni bir mutluluğa, yeni bir yolculuğa açılması lazım. Bu da TDH ile olacak” diyor Sarıgül... İyi güzel herkes olmasına olacak, ama bu oluşumun bir de çizgisi olması gerekmez mi? Sarıgül çok net çiziyor çizgiyi; ’Willy Brant, Olof Palme ve Erdal İnönü çizgisinde, hatta onların da ötesinde 21. yüzyılın sosyal demokrasisini savunan bir parti bizimkisi...“ Türkiye bu kadar muhafazakârlaşırken, sol cenahta bir parti millete itici gelmez mi?” diye soruyorum bu kez. Sarıgül’e göre tam tersi, hele ki böylesine yoksulluk, böylesine işsizlik, böylesine gelir uçurumu ve gelecekten bu kadar umutsuz olan bir ülkede...

Yüzde 25 kadın kotası koyacağız

Gelelim diğer partilerden iç işleyiş açısından nasıl bir farkı olacağına ki, Türkiye’de siyaseti kitleyen en önemli sorun da bu... Sayıyor, sayarken de millete söz veriyor Sarıgül: “Türkiye Cumhuriyeti’nin en demokratik partisi olacağız. Milletvekilleri ön seçimle belirlenecek. Yüzde 25 kadın kotası koyacağız. Eğer ki kadın aday seçilemezse yeri boş kalacak. Ve en önemlisi de partimi iktidara taşımayazsam, o anda koltuğu bırakacağım.”

Tırnaklarımla kazıya kazıya geldim

Sarıgül çok iddialı, “2001’de başbakanım” diyecek kadar... Peki ya ona yönelik eleştiriler? Sözgelimi “Beceremez bu işi” diyenlere cevabı ne? “Bu, 35 yıllık bir birikimin sonucu... ’CHP Gençlik Kolları Başkanı olamazsın!’ dediler, 18 yaşındaydım, oldum... ’Milletvekili olamazsın’ dediler, 30 yaşındaydım oldum. ’Şişli’ye belediye başkanı olamazsın’ dediler; 38 yaşındaydım oldum. Sonra rekor oyla tekrar seçildim. Sonra tekrar seçildim... Ben, tırnaklarımla kazıya kazıya geldim bu noktaya” diye veriyor yanıtını ve bir ekleme yapıyor; “Ben, seçkinci sosyaldemokrat değilim. Halktan biriyim. Yine de yapamaz diyenlere son bir sözüm var; ’Ben Nobel’e değil, Türkiye’yi yönetmeye adayım. Her şeyi bilmek zorunda değilim. Ama alanında en bilgili insanlarla çalışmayı bilirim.”

Kendisi Nobel’e aday değil, ama Türkiye’ye Nobel Barış Ödülü’nü getirmeye kararlı. Projesi hazır ve aslında Türkiye’deki kutuplaşmaya da ilaç gibi gelecek türden... Madımak Oteli’ni ve Diyarbakır Cezaevi gibi iki insanlık ayıbı abidesini insan hakları müzesi yapmayı planlıyor Sarıgül. Ekonomi, siyaset, kültür, dış politika konusundaki pek çok planını, hatta TDH’nın ‘gölge bakanlarını’ ise çok yakında açıklamaya başlayacak.

Kırmızı çizgilerimiz hudut ve bayrak birliği

Ne oldu da bu hareketi başlatmaya karar verdiniz?

Bu hareket bir ihtiyaçtan doğdu. Eğer bugün Türkiye’de herkes mutlu olsaydı, gençlerimiz iş sahibi olsaydı, üretim artmış olsaydı, milli gelirimiz 25 bin doların üzerine çıkmış olsaydı, Türkiye AB’ye girseydi, fındığımız, tütünümüz, incirimiz, ayçiçeğimiz, pamuğumuz dünya pazarlarında yeteri kadar yer bulmuş olsaydı böyle bir harekete ihtiyaç yoktu. Ama Türkiye mutsuz, Türkiye sen-ben kavgası ile karşı karşıya, Türkiye’de iktidar herkesle kavgalı; yargıyla kavgalı, iş dünyasıyla kavgalı, emekçiyle kavgalı, medyayla kavgalı, sivil toplum kuruluşlarıyla kavgalı... Muhalefet ise yıllardan beri yerinde oturuyor. İktidardan anahtarı alacak enerjisi, heyecanı, gücü yok. Türkiye’nin yeni bir enerjiye ihtiyacı var. İşte bu yeni enerji bizde var. Türkiye’de herkes mutlu olsun, biz bu hareketi kurmayalım, Ankara’ya gitmeyelim. Ama biz Ankara’ya bir ihtiyaçtan dolayı gidiyoruz. Türkiye mutsuz olduğu için, Türkiye gülsün diye gidiyoruz.

Bir de ben partiler demokratik olmadığı için haksızlığa, sisteme başkaldırdım. Çünkü bu sistem yanlış, bu sistemin değişmesi lazım. Eğer ben sistemin adamı olsaydım belediye başkanlığına devam ederdim, bu kadar mücadeleye girmezdim. Ama sistemin adamı değilim. Ben sistemin aksayan yönlerine baş kaldıracağım. Partileri demokratik hale getireceğim. Türkiye’nin demokratik olabilmesi için önce partilerin demokratik olması lazım... Bir parti kendi içinde demokratik değilse, ülkede nasıl demokrasiden bahsedilsin?

AKP ve CHP’den, farkınız ne olacak?

Bir kere Türkiye’nin en demokratik partisi biz olacağız. Öncelikle parti içinde demokrasiyi sağlayacağız. Lidere bağlı bir demokrasi değil, halka bağlı bir demokrasi olacak. Sonra biz Türkiye’nin en huzurlu partisini kuruyoruz. Dün hangi partide görev yapmış olursa yapsın, bizim düşüncelerimizin, bizim tüzüğümüzün, bizim programımızın altına imza atan herkese kapımız açık. Kırmızı çizgilerimiz; hudut birliği ve bayrak birliği. Bu konularda mutabıksak, bütün kardeşlerimize hiçbir din, dil, kültür farklılığı gözetmeden kapılarımız sonuna kadar açık.

İnönü ve Özal’ı örnek alıyoruz!

Bu hareketin siyasi çizgisi ne?

Bir kere bizim hareketimiz emekten, barıştan, özgürlüklerden, insan haklarından, hukuktan yana. Varlığı ve bereketi savunan bir siyasi hareket. Sevgiyi ve bilgiyi savunan bir hareket. 21. yüzyılın sosyal demokrasisini savunan, dünyaya da sosyal demokraside Willy Brandt’tan sonra, Olof Palme’den sonra, Prof. Erdal İnönü’den sonra örnek olacak bir program hazırlıyoruz.

* Türkiye bu kadar muhafazakârlaşırken ’sosyal demokrat bir partiyiz’ demek korkutmuyor mu sizi?

Biz burada iki lideri örnek alıyoruz; birincisi Prof. Erdal İnönü’nün “bilim adamı, devlet adamı” anlayışını, “ulusal birlik” anlayışını, “toprak ve hudut birliği” anlayışını; Rahmetli Özal’ın da pratik çözümlerini, “varlık ve bereket” anlayışını. Yani biz Özal ile İnönü mantığını bu harekette birleştiriyoruz. Bu yüzden halk bizi sevecek.

Mine ŞENOCAKLI / VATAN / 28-09-2009


Yorumlar

avatar Muhammed Arslan
0
 
 
Ya istediğiniz kadar demokratik olun, Türkiye'yi Sömürüden, İMF, ABD, AB mandalığından kurtarmayı hedeflemedikten sonra diğerleriyle aynısınız.. Hayat Türkiye'nin içinde sürmüyor..

Bu ülkede partiler ikiye ayrılıyor. İşbirlikçi, dışa bağımlı olanlar ve Saadet Partisi. 8 aylık iktidarında Türkiye'ye gibi tarihi ve inanılmaz adımlar attıran, Tarihi DEVELOPING-8 (D-20,D-60lar) ile Dünya'da Türkiye liderliğinde en büyük yapılanmanın kurulması, görülmemiş borç azalışı ve maaş artışları vs yüzlercesi, Bu kısacık dönemde ve TEK KURUŞ DIŞ BORÇ ALINMADAN GERÇEKLEŞTİRİLDİ.

Ve SİYONİZM ve ABD tarafından ülkemizde kuyrukçu medya ve kuruluşlarıyla koskoca iktidarı devirdiler. bunun kanıtını Sayın Erbakan geçen aylarda aÇIKLADIĞI, ABD Dışişlerindn gönderilen ÇOK GİZLİ KRİPTO da GÖSTERDİ!

Türkiye, Millî Görüş'ten ayırılarak Tarihinin en büyük düşmanlığına uğramıştır. O hükümet 4 sene devam edegelseydi Türkiye onyılların ilerlemesini bu zamanda yapacaktı.. Maalesef ülkemiz hala geçici ve çözüme götürmeyen iktidar ve safsatalarla oyalanmakta ..
İsim *
Email (Doğrulama & Cevaplar)
URL
Kod   
ChronoComments by Joomla Professional Solutions
Yorumu Gönder
Vazgeç
avatar Hasan Mollaahmetoglu
0
 
 
Sizde isbirlikcisiniz yani kullan at,cisiniz. Hocam ne guzel demis biz ve digerleri. Baykal,in kullanma suresi dolmaya yakin Sarigulu devreye koyarlar. Ve devran bu aptal milletin sayesinde devam eder gider. Ne diyelim ALLAH uyandirsin insaALLAH.
Perşembe 01 Ekim 2009, 13:45
Gönderiyi Cevapla
İsim *
Email (Doğrulama & Cevaplar)
URL
Kod   
ChronoComments by Joomla Professional Solutions
Yorumu Gönder
Vazgeç
İsim *
Email (Doğrulama & Cevaplar)
URL
Kod   
ChronoComments by Joomla Professional Solutions
Yorumu Gönder
 
Şuan Bu Sayfadasınız:

Sessizlik

Confessions of a Shopaholic Hayatın bir seher yeli kadar kısa olduğu anlarda gökyüzündeki kuşların çığlıkları bir başka gelir insanın kulağına. Ve sessizlik çöktüğünde gökyüzünün perçemine bir başka olur insan.

Haberler

Confessions of a Shopaholic AKP 'li Devlet Bakanı Egemen Bağış "Heybeliada Ruhban Okulunun, Türk vatandaşlarının ihtiyaçları olan hizmetleri sunabilmek için açılması gerektiğine inanıyorum." dedi.

Bilgi

Sample Images
II. Dünya savaşından sonra bir ilk gerçekleşerek kadın iş gücü bu tarihe kadar görülmemiş bir şekilde günlük hayata girdi. Savaşlar nedeniyle çok büyük kayıplar veren erkek iş gücüne destek olarak kadın iş gücü hayat bulmuş oldu.

Gündem

2006 yılında hükümet FİSKOBİRLİK ile kavgaya girdi. Ardından FİSKOBİRLİK yok olunca, şimdi de yerine kurulan TMO destekleme alımı yapmayınca üretici fındık kartellerinin pençesine insafsızca teslim edilmiş oldu

En Fazla Okunanlar

Altsayfa

Confessions of a Shopaholic

Her sayfanın altında bir sır gizlidir. İster sayfanın altını karıştırısın, ister sayfayı kapatır çıkarsın.